Gönderen Konu: CuMa NoTLaRý/4  (Okunma sayısı 518 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • Moderatör
  • __HiÇ__
  • ***
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
CuMa NoTLaRý/4
« : 25 Aralık 2009, 09:33:33 »


Anne-babanýn çocuklarý üzerinde hakký olduðu gibi çocuklarýn da anne ve babalarý üzerinde birtakým haklarý vardýr. Genellikle anne-babanýn çocuklarý üzerindeki haklarý üzerinde durulup çocuklarýn anne ve babalarý üzerindeki haklarý göz ardý edilir. Ýþte biz bu yazýmýzda çocuklarýn anne ve babalarý üzerindeki haklarýný inceleyeceðiz.

Hiçbir varlýðýn bu dünyada ebedi var olma imkâný olmadýðý gibi insan denen varlýðýn da bu dünyada ebedi olarak yaþamasý söz konusu deðildir. Ancak insanýn fýtratýnda ebedi olarak yaþama isteði ve arzusu vardýr. Ýþte bu duygu ve istek, bu dünyada insanýn kendi neslinden gelen çocuklarý sayesinde gerçekleþtirilmektedir. Ýnsan bu dünyaya doðumla gelmekte, çocukluk, gençlik, yetiþkinlik ve yaþlýlýk evrelerinden sonra eceli geldiðinde bu dünyadan göçüp gitmektedir. Ancak geride býraktýðý çocuklarý ve torunlarý vasýtasýyla bu dünyada neslini devam ettirebilmektedir. Adeta insanýn sonsuzluk duygusu bu þekilde gerçekleþmiþ olmaktadýr. O halde geleceðimizin teminatý olan çocuklarýmýza ve gençlerimize önem vermeliyiz. Onlara karþý olan görev ve sorumluluklarýmýzý azami ölçüde yerine getirmeye çalýþmalýyýz.

Anne babalar çocuklarýna, ALLAH’ýn verdiði bir emanet nazarýyla bakmalýdýrlar. Ailevî sorumluluklarý yerine getirmek anne-babanýn kýyamet günü ALLAH huzurunda sorguya çekileceði bir emanettir. Nitekim Yüce ALLAH: “Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuðunuzu yakýtý insanlar ve taþlar olan cehennem ateþinden koruyunuz.” (Tahrim, 66/6) buyurmaktadýr.
     Ýslam âlimleri, ayet-i kerimenin emrettiði “ateþten koruma” iþinin eðitimle olacaðýný belirtmektedirler. Yani aile fertlerine Ýslamî terbiye verildiði takdirde, onlarýn hem dünyada hem de ahirette mutluluða ulaþmalarý saðlanmýþ olur. Böylece onlar, cehennem azabýndan korunurlar.
     Kur’an’da aile reisine terettüp eden uhrevî sorumluluk çeþitli ayetlerde veciz bir þekilde ifade edilmektedir. Nitekim bir ayette Ýslamî terbiyeyi ailesine vermeyip de onlarýn cehennem ateþine düþmelerine sebep olan kiþinin kýyamet gününde en bedbaht kiþi olacaðý þöyle belirtilmektedir: “De ki: Asýl ziyan edenler, asýl hüsrana uðrayanlar, hem kendilerini hem de ailelerini kýyamet günü hüsrana uðratanlardýr. Haberiniz olsun ki apaçýk hüsran iþte budur. Onlarýn hem üstlerinde hem altlarýnda ateþten kat kat örtüler vardýr. Ýþte ALLAH böyle bir azabýn varlýðýný bildirerek, kullarýný bunlardan sakýndýrýyor. Ey kullarým! Bana karþý gelmenizden ötürü azabýma uðramaktan sakýnýn.” (Zümer, 39/15-16)

     Rasulullah (sav) bu hususta þöyle buyurmuþtur: “Hepiniz bir sürünün çobaný gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduðu gibi, siz de evlerinizde ve emriniz altýndakileri cehennemden korumalýsýnýz! Onlara Müslümanlýðý öðretmelisiniz. Öðretmezseniz mesul olacaksýnýz.” (Buhârî, Vesâyâ, 9; Müslim, Ýmâre, 20)

Bu ayet ve hadisten anlaþýldýðý gibi çocuklar anne-babaya ALLAH’ýn verdiði bir emanettir. Bu emanet de anne-babalara büyük bir sorumluluk getirmektedir. Zira anne babalar kýyamet gününde bu emanetlere karþý nasýl davrandýklarý hususunda ALLAH’ýn huzurunda hesaba çekileceklerdir. 
Ýslama göre çocuklarýn anne ve babalarý üzerinde bir takým haklarý vardýr. Bu haklardan bazýlarýný burada açýklamaya çalýþacaðýz.

1.Evlilik öncesi haklar: Ýslama göre çocuklarýn anne ve babalarý üzerindeki hakký anne ve baba evlenmeden önce baþlamaktadýr. Yani kiþi evleneceði ve neslini devam ettireceði eþini seçerken dikkatli davranmasý ve eþini itinayla seçmesi gerekir. Çünkü soyu ondan devam edecektir. Bu dünyada en deðerli varlýðý olan çocuklarý ondan dünyaya gelecek ve ayný zamanda da çocuklarýn yetiþmesinde büyük rolü olacaktýr.

Nitekim büyük Ýslam âlimlerinden olan Ebu Esved ed-Düelî, çocuklarýna þöyle deyip övü­nürmüþ: “küçüklüðünüzde, büyüklüðünüzde ve doðumunuz­dan önce size iyilik ettim.” Doðumlarýndan önce kendilerine nasýl iyilik ettiðini soran çocuklarýna: “Size, sövülmeyecek bir anne seçtim.” dermiþ.[Ahmed el-Gandur, el-Ahvâlu'þ-Þahsiyye fi't-Teþrî'i'l-Ýslâmiyye, Kuveyt, 1972, s.27; Ateþ, Süleyman, Evlenme ve Boþanma., s.5.]

Anne çocuðuna hamile olduðu süre içerisinde, yediðine içtiðine ve bütün davranýþlarýna dikkat etmek zorundadýr. Çünkü hamilelik döneminde yaptýklarý karnýndaki çocuðuna mutlaka etki etmekte ve çocuðun ona göre þekillenmesini saðlamaktadýr. O halde insan neslini devam ettireceði eþini itinayla seçtikten sonra çocuðun anne karnýndaki yetiþme sürecinde de azami dikkati göstermesi gerekir.

2.Güzel bir isim koymak: Çocuk doðumla dünyaya geldikten sonra çocuðun anne-baba üzerindeki haklarý devam etmektedir. Çocuk dünyaya geldikten sonra anne ve babanýn çocuklarýna karþý yapmalarý gereken ilk vazifeleri; yavrularýna uygun ve güzel bir isim koymalarýdýr. Zira isim kiþi için çok önemlidir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s): “Çocuðun babasý üzerindeki haklarýndan biri de ona güzel bir isim koymasý ve terbiyesini güzel yapmasýdýr.”[Canan, Ýbrahim, Hadis Ansiklopedisi, VII, 363.], “Siz kýyamet günü kendi isimleriniz ve babalarýnýzýn isimleriyle çaðrýlacaksýnýz öyle ise çocuklarýnýza güzel isimler koyunuz.”[Ebu Davud, Edeb, 61] buyurmaktadýr.

Ýsim deyip geçmemek gerekir. Çünkü isim olarak seçilen kelime; adý olduðu þahsa, psikolojik, sosyolojik ve daha pek çok yönlerden etki etmektedir. Bu tesir altýna alýþ hem müspet manada hem de menfi manada olabilmektedir. Ayrýca ismin þahsiyetle bütünleþmesinin, uyumluluðunun o kiþinin çevresindeki insanlara da tesiri vardýr. Ýsmin telkin gücünü artýrdýðý da bir gerçektir.

Çocuða konulacak isim, çocuðun içinde yetiþeceði toplumda ve kültür çevresinde alay konusu yapýlmayacak ve onu küçük düþürmeyecek isimlerden olmalýdýr. 

ALLAH Resulü (s.a.s) de çocuklara güzel isim konmasýný tavsiye etmiþtir. Çocukluðunda kendilerine güzel isim verilmemiþ olan pek çok sahabenin ismini deðiþtirmiþtir. Mesela huzuruna gelen bir sahabeye ismini sormuþ, “Zahim” dediðinde bu ismi beðenmemiþ, ona “Beþir” ismini vermiþtir. Böylece “sýkýntý” manasýna gelen bir ismi “neþeli, müjdeci” manasýna gelen bir isimle deðiþtirmiþtir.

Bir baþka sahabenin ismi de “el-Âsî” idi. “isyan eden” anlamýna gelen bu ismi peygamberimiz “itaat eden” anlamýna gelen “Mûtî” ismiyle deðiþtirmiþtir.[el-Edebü’l-Müfred, II, 181]

Hz. Ali, çocuðuna isim verilmesi ile ilgili olarak þöyle anlatmaktadýr: “Ýlk oðlum doðduðunda ona “savaþ” anlamýnda “Harb” ismini vermiþtim. ALLAH Resulü geldi. Oðlumu bana gösterin ona hangi ismi verdiniz? dedi. Harb ismini verdik dedik. Hayýr, onun ismi Hasan’dýr, dedi.”[el-Edebü’l-Müfred, II, 180]

3.Ýyi bir eðitim ve terbiye vermek: Çocuklarýn anne-baba üzerindeki diðer bir hakký da onlarýn güzel bir eðitim almalarýný saðlamaktýr. Zira çocuklarý eðitmek ve geleceðe hazýrlamak anne babanýn görevlerindendir.

Anne babalar, çocuklarýný sadece yedirmek, içirmek, giydirmekle görevli deðildir. Ayný zamanda onlarýn iyi bir eðitim görmesini saðlamakla da sorumludurlar.
Ailenin çocuklarýn eðitiminde büyük bir yeri ve önemi vardýr. Zira aile, çocuklarýn ilk eðitim yeridir. Eðitim ailede baþlamaktadýr.

Çocuklarýn eðitimi konusunda ilk etapta baba sorumludur. Babanýn bu konudaki sorumluluðu ALLAH’a karþýdýr. Bu sorumluluðunu yerine getirmeyen aile reislerinin kýyamet gününde en bedbaht ve hüsrana uðrayan babalar olacaðý Kur’an’da ifade edilmektedir.

Kiþi ailesinden sorumludur. Zira Kýyamet günü çocuklarý ya þefaatçi, ya da þikâyetçi olacaklardýr. Baba çocuklarýna Ýslamî terbiye verdiði takdirde onlarýn sevaplarýna aynen iþtirak edecek, böylece þefaatlerine mazhar olacak, vermediði takdirde de “Bizim eðitimimizi niçin ihmal ettin, niye cehennem ateþine girmemize sebep oldun?” diye þikâyetlerine sebep olacaktýr. Nitekim bir ayet-i kerimede; “Mallarýnýz ve evlatlarýnýz sizin için bir imtihandýr.” (Teðabün, 64/15)  buyrulmaktadýr.

Ayette bahsedilen imtihan babalarýn çocuklarýnýn sadece maddî ihtiyaçlarýný karþýlamakla kalmýyor ayrýca onlarýn eðitimini de güzel bir þekilde yaptýrmakla da sorumludurlar.

O halde Ýslama göre babalýk sorumluluk demektir. Baba aile fertlerinin dünyevî ve uhrevî sorumluluðu sýrtýnda olan kimsedir. Çocuðun güzel terbiye edilmesi, çocuðun hayata mükemmel bir þekilde hazýrlanmasýyla, bütün mükellefiyetlerini ifa edebilecek þekilde yetiþtirilmesiyle yerine getirilmiþ olur. Sadece din terbiyesi veya sadece meslek eðitimi vermek güzel terbiye deðildir. Eksik terbiyedir.

Bir Babanýn Sorumluluklarý
Ýslama göre bir babanýn çocuðuna öðretmekle yükümlü olduðu temel bilgileri maddeler halinde þöyle sýralayabiliriz:
1.Ýtikad ve ibadetle ilgili temel bilgiler.
2.Ahlak ile ilgili temel bilgiler.
3.Diðer insanlarla iliþkilerinde (adab-ý muaþerette) dikkat edeceði hususlarla ilgili bilgiler.
4.Meslek eðitimi.

Çocuða aile içi eðitim verirken anne baba baþta olmak üzere büyükler, çocuklara güzel örnek olmalýdýrlar. Aile içerisinde anne babasýndan ve büyüklerinden daima güzel örnekler gören çocuk mutlaka onlardan olumlu yönde etkilenecektir. Anne-baba, çocuklarý önünde birbirine güzel hitap etmeli, doðru konuþmalý, yalandan sakýnmalý, verdikleri sözlerde durmalýdýrlar. Ayný zamanda ibadetlerini de düzgün bir þekilde sürekli yapmalýdýrlar. Anne-babalarýndan bütün bu olumlu davranýþlarý gören çocuklar, olumlu yönde etkileneceklerdir. Demek ki bizler, gençlere düzgün ve ideal yaþayýþýmýzla örnek olmalýyýz. Þunu çok iyi bilmeliyiz ki “hal dili, söz dilinden daima daha etkilidir.” Sigara içen bir anne-babanýn, çocuðuna “sigara içme” demesi ne derece etkili olur? Elbette ki etkili olamaz. O halde söz ve davranýþlarýmýz birbirine uymalýdýr. Davranýþlarý sözlerine uymayan bir anne babanýn çocuklarýna verdiði eðitimde baþarýlý olmasý mümkün deðildir.

Aile, kanatlarý altýnda çocuðun inanç esaslarýný; Ýslamýn prensiplerini, deðerlerini ve öðretilerini öðrendiði ilkokuldur.

Bizler sadece çocuklarýmýzýn bir meslek edinip ilerideki hayatlarýnda rahat etmelerini saðlayacak eðitim ve öðretimi almalarýný deðil, ayný zamanda onlarýn inançlý ve dindar olarak yetiþmesi için doðru ve yeterli bir dini eðitim almasýný da saðlamak zorundayýz.

4.Çocuklara güzel davranmak: Aile içinde anne-babalarýn çocuklara güzel davranmalarý çocuklarýn anne babalarý üzerindeki haklarýndandýr. Çocuklarý terbiye etmek için dövmek doðru deðildir. Ancak yanlýþ bir iþ yapýnca, cezalanabileceði hissini vermek lâzýmdýr. Aile içinde anne-baba çocuklarýný eðitirken onlara daima anlayýþ, sevgi, þefkat ve merhametle yaklaþýlmalýdýr. Çocuk, kötü bir davranýþý ilk defa yapýnca, onun kötü olduðu güzelce izah edilmelidir. Çocuk, ýsrarla tekrar ayný hatayý yapmaya devam ederse uygun bir þekilde cezalandýrma yoluna gidilebilir. Ancak asla zorlama ve baskýya müracaat edilmemelidir. Her hatayý büyütmek, hemen müdahale etmek, aðýr þekilde cezalandýrmak, baþkalarýnýn yanýnda yapýlan hatayý teþhir etmek uygun deðildir.
     
     Hakikatler çocuklarýn seviyelerine inilerek, onlarýn anlayabilecekleri bir üslupla anlatýlmalýdýr. Gençlerin seviyesine inmek, onlarýn anlayabilecekleri bir dille anlatmak eðitimin baþarýlý olmasýnda önemli bir etkendir. Çünkü dinî hakikatler genellikle soyuttur. Anlaþýlmasý, idrak edilmesi kolay deðildir. Bu nedenle, Kur’an, Hz. Peygamber ve Ýslam büyüklerinin metoduna uyarak, meseleleri temsil ve örneklerle onlarýn akýllarýna yaklaþtýrmalýyýz. Günlük hayattan, yaþayýp gördüklerinden temsiller getirmeliyiz. Temsil ve örnek, soyut gerçeði hem kavratýr, hem de zihinde kalýcý hale getirir.

5.Çocuklar arasýnda eþit ve adil davranmak: Anne-babalar çocuklarýna karþý eþit ve adil davranmalýdýrlar. Anne babalar, aile içerisinde bütün çocuklarýna, kýz erkek, büyük küçük farký gözetmeksizin eþit davranmalýdýr. Bu eþitlik, çocuklar için alýnýp satýlan maddî þeylerden tutun da bir öpücüðe varýncaya kadar her türlü ilgi ve ikramda da gözetilmesi gerekir. Maalesef günümüzde bazý anne babalar, çocuklarýna karþý gerek sevgi ve ilgide gerekse onlara aldýklarý maddî þeylerde eþit davranamamaktadýrlar. Özellikle erkek çocuklarýn daha fazla sevilmesi ve kýz çocuklarýnýn hor görülmesi ülkemizde yaygýn bir yanlýþ davranýþtýr. Bu yanlýþ davranýþýn sonucu olarak da çocuklar birbirine karþý haset ve kin beslemekte ve böylece aralarýndaki sevgi ve saygý ortadan kalkmaktadýr. Hâlbuki Ýslam dini çocuklar arasýnda adaletli ve eþit davranmayý emretmektedir.

Numan b.Beþir’den rivayet edildiðine göre o þöyle anlatmaktadýr: “Babam bana malýndan bir þeyler hibe etmiþti. Annem Amra Bintu Ravaha: Bu hibeye Resulullah (s.a.s)’i þahit kýlmazsan kabul etmiyoruz” dedi. Bunun üzerine bana yaptýðý hibeye þahit kýlmak için babam beni de alarak Resulullah (s.a.s)’e gittik. Durumu öðrenen Hz. Peygamber (s.a.s), babama: “Baþka çocuklarýn da var mý?” diye sordu. “Evet” cevabý üzerine “Ayný þekilde bütün çocuklarýna hibede bulundun mu?” dedi. Babam hayýr deyince, Hz. Peygamber (s.a.s): “ALLAH’tan korkun, çocuklarýnýz hususunda adil olun” dedi. Babam oradan ayrýldý ve hibeden vazgeçti.[Müslim, Hibat, 13]

Bu hadisten de açýkça anlaþýldýðý üzere çocuklar arasýnda eþit ve adil davranmak çocuklarýn ebeveyni üzerindeki haklarýndandýr. Bazý Ýslam âlimleri, çocuklar arasýnda eþit davranmak sadece maddi konularda deðil, öpücüðe varýncaya kadar her þeyde þarttýr demiþlerdir. Nitekim Hz. Enes (r.a)’dan rivayet edildiðine göre; “Bir adam Hz. Peygamber (s.a.s)’in yanýnda otururken oðlunun biri gelir. Adam çocuðunu öper ve dizinin üstüne oturtur. Az sonra kýzý gelir. Adamcaðýz onu öpmeksizin önüne oturtur. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s): “Böyle yaparak aralarýnda eþit davranýyor musun?” diyerek onu kýnar.[Canan, Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, Tuðra Neþ., Ýst., trs, s.175.]

Yine baþka bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s): “ALLAH öpücüðe varýncaya kadar her hususta çocuklar arasýnda adaletli davranmanýzý sever.”[Feyzu’l-Kadir, II, 297] buyurmuþtur. 

Maalesef günümüzde anne babalar çocuklarý arasýnda eþit davranmamakta böylece birçok haksýzlýða sebep olmaktadýrlar. Böylece gerek anne-baba ve evlatlar, gerekse kardeþler arasýnda dargýnlýklarýn, kýrgýnlýklarýn, haset ve düþmanlýklarýn çýkmasýna sebep olmaktadýrlar.

Anne-babalarýn bu hususlarda azami dikkati göstermeleri ve çocuklarý arasýnda eþit ve adil davranmalarý gerekir. Zira þunu asla unutmamalýyýz ki, bizler bu dünyada yaptýklarýmýzdan dolayý bir gün ALLAH’ýn huzurunda hesap vereceðiz.

6.Evlilik çaðýna geldiðinde evlendirmek: Çocuðun babasý üzerindeki haklarýndan biri de buluð çaðýna eriþince çocuðunu vakit geçirmeden evlendirmesidir. Zira gerek Kur’an gerekse Hz. Peygamber (s.a.s), gençlerin ve yetimlerin buluð çaðýna erince evlendirilmelerini emretmektedir.

Evlenme ve evlendirme iþi, çocuða verilecek ailevî terbiyenin en önemli bir meselesi, bir parçasýdýr. Çünkü Ýslamýn aile kurmada güttüðü gayeler, iyi bir evlilikle gerçekleþebilir. Bu sebeple Kur’an evlenme meselesine teferruatýyla yer vermiþ, namus ve iffet sahibi fuhuþ ve gizli dosttan uzak kýzlarýn hoþa gidenlerinden, ailelerin izniyle ve mehirleri verilerek aleni bir þekilde meþru bir nikâhla evlendirilmesi emredilmektedir. (Nisa, 4/25) Keza kýzlar, mümin ve dindar bir erkekle, erkekler de mümine ve dindar kýzlarla evlendirilmeli, müþrik ve dinsiz gençlerden kaçýnýlmalýdýr. (Bakara, 2/221) Hz. Peygamber ise evlenecek eþin dindar olmasýna dikkat edilmesi gerektiðini vurgulamaktadýr.[Buhârî, Nikah, 15]

Esasen ebeveynin çocuðuna vereceði ideal manadaki temel eðitimi ve vazifesi, buluða eren gencin vakit kaybetmeden bir iþ sahibi kýlýnarak evlendirilip müstakil bir yuvaya kavuþturulmasýyla noktalanmaktadýr.[Canan, “Ýslamda aile terbiyesi”, Din Öðretimi Dergisi, s.63]
Evlenen genç, artýk müstakil, mükellef bir fert ve bir aile reisi olmuþtur. Artýk o, ailesinin ve cemiyetinin sýrtýnda bir yük olmaktan çýkmýþ, sorumluluk sahibi bir fert haline gelmiþtir.

Sonuç
Anne ve babalarýn çocuklarýna karþý birtakým görev ve sorumluluklarý vardýr. Bu görevlerini yapýp yapmadýklarý hususunda ALLAH’ýn huzurunda hesaba çekileceklerdir. Geleceðimizin teminatý olan çocuklarýmýza karþý görevlerimizi yapmada azami gayret göstermeliyiz.

Çocuklarýmýza karþý görevlerimiz daha onlar dünyaya gelmeden baþlamakta, çocuk ana rahmine düþtüðünde devam etmekte ve onlar dünyaya geldiklerinde ise sorumluluklarýmýz daha da artarak devam etmektedir.

Çocuðu dünyaya gelen bir anne baba önce ona güzel bir isim koymalýdýr. Çocuðunun en güzel bir þekilde terbiyesi ve eðitimiyle ilgilenmeli, bu terbiye ve eðitim süresinde de onlara þefkat ve merhametle muamele etmeli, çocuklarý arasýnda eþit ve adil davranmalýdýr.
Ergenlik çaðýna gelen çocuðunu da evlendirmek suretiyle ailesine ve topluma faydalý bir birey haline gelmesini saðlamalýdýr.



Kim gâvur?
Alman asýllý Muhammed Abdullah, Müslüman olmadan önce, papaz olarak vazife yapýyordu. Þimdi Hamburg'taki Türkler'e Türkçe vaaz veriyor.

Müslüman olduktan sonra, Balýkesir'li bir Türk kýzý ile de evlenen Abdullah'ýn yolu bir gün, Türkiye'de bir bankaya düþer. Bankadaki görevli, yanýndaki diðer memur arkadaþýna Muhammed Abdullah'ýn sarý saçlarý,sakalý ve Alman tipini kastederek,

"Gâvura bak! herhalde döviz bozduracak?" diye seslenir.
çok iyi Türkçe bildiði için memurun söylediklerine bozulan Abdullah, memura;
"Gâvur olduðum benim alnýmda mý yazýyor?" diye sorarak, cebinden küçük bir Kur'an-ý Kerim çýkarýr.
Memura uzatarak, okumasýný ister. Memur,   -þaþkýn vaziyette- okumasýný bilmediði için okuyamayacaðýný belirtir.
Bunun üzerine Muhammed Abdullah, Kur'an-ý Kerim'i hem okur, hem de manasýný oracýkta verir. Görevli memura da son olarak þöyle der:
"Sen ne biçim Müslümansýn? Kur'aný-ý Kerim'i yüzünden okumasýný bile bilmiyorsun. Þimdi söyle bakalým, sen mi gâvursun yoksa ben mi?"
Memur ne yapsýn, yetiþtirilmediði için anne babasýna mý, yoksa Müslüman olduðu ve kendisini zor durumda býraktýðý için Alman Muhammed Abdullah'a mý kýzsýn?



Hz. Ýbrahim (A.S) iþlediði bir günâhý hatýrlayýnca baygýnlýk geçirir ve kalbinin çarpýntýsý (neredeyse) bir mil uzaktan duyulurdu, ALLAH´ýn emri ile bir gün kendisine Cebrail (A.S) gelir ve der ki:
"ALLAH sana selam ediyor ve “Dostundan korkan bir dost gördün mü?”  diye soruyor.
Hz.Ýbrahim (A.S) Cebrail´e þöyle cevap verir;
"Ey Cebrail kusurum aklýma gelince ve cezasýnýda düþündükçe dostluðumu unutuyorum"
Ýste Peygamberlerin, velîlerin ve sâlihlerin tutumu budur. Ötesi var sen düþün...

« Son Düzenleme: 22 Kasım 2011, 02:26:41 Gönderen: MiM »

Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

Çevrimdışı Giryân

  • FoRuM Dostu
  • UzMaN ÜYE
  • ****
  • İleti: 1107
  • Teþekkür 8
  • 'Beþer'likten kurtulup 'insan'laþma yolunda yolcu.
Ynt: CuMa NoTLaRý/4
« Yanıtla #1 : 25 Aralık 2009, 10:16:39 »
Öldükten sonrada kapanmayacak "amel  defterimizin" önemli bir parçasýný sunmuþsunuz abi...

Dolu dolu  hatýrlatma idi...

ALLAH razý olsun...Ecrini kat kat versin inþALLAH... :gul:
"Aþk odu evvel düþer ma þûka andan âþýka
Þem i gör ki yanmadan yandýrmadý pervâneyi"
Fuzûlî

Çevrimdışı kir_pi

  • !!!__Heyhat! Birileri duysun,akorda gelsin ritimler__!!
  • FoRuM Dostu
  • UzMaN ÜYE
  • ****
  • İleti: 1221
  • Teþekkür 6
  • !!!__Acýlarýn Sineði__!!!
Ynt: CuMa NoTLaRý/4
« Yanıtla #2 : 25 Aralık 2009, 22:18:13 »
ALLAH razý olsun abim...

Güzeldi,hoþtu,sürükleyiciydi ve bilgilendirici idi...

Uzun yazýlarý okumayý hiç sevmem ama konu ve kalem sizden olunca bir solukta bitiveriyor....


Anne...diyince gözümden yaþ akarcasýna bi hüzün ,mutluluk ve huzur kaplýyor içimi...Hayatta hala yüzüm gülüyorsa biliyorum ki onun dualarýyla...Bu anlatýlmaz zaten...(bu anlatýlmaz la biten cümleleri sevmem ama idare edin lütfen bu seferlik)

Ananýn ve babanýn bazen çok bencil olduklarýný görüyorum affýnýza sýðýnýyorum ama böyle...
Bu sözün açýklamasýný sadece yaþayan en içten anlar diyorum ve yorumumu içim acýmýþ þekilde kapatýyorum...

Çok sýradanlaþsa da  "içime hüzün çöreklendi" kelimesini bende kullanacam...

Saolasýnýz... :gul: :gul: :gul: :gul: :gul: :gul: :gul:

 Cumanýn bereketini inþaALLAH alabilmiþizdir...
Avatarý resimlerden çaldým...Helal edin:))

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: CuMa NoTLaRý/4
« Yanıtla #3 : 26 Aralık 2009, 07:27:59 »
ALLAH cc. razý olsun hocam...