Gönderen Konu: Mehmet Akif'in ilk kez yayýnlanan þiiri  (Okunma sayısı 415 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...

  • Ziyaretçi
Mehmet Akif'in ilk kez yayýnlanan þiiri
« : 28 Aralık 2009, 08:35:29 »




Ýstiklal Marþýmýzýn þairi Mehmet Akif Ersoy, ara ara arkadaþlarýyla hasretini mektuplarla giderdiði yýllarda Ispartalý Hakký isminde bir dostuna yazmýþ bu þiiri.. Ýlk kez yayýnlanan þiir Safahat'a da yer almamýþ.

Akif'in albümünden bir sima: Ispartalý Hakký 
 
 'Adý, soyadý / Açýlýr parantez / Doðduðu yýl, çizgi, öldüðü yýl, bitti / Kapanýr, parantez. Parantezin içindeki çizgi / Ne varsa orda / Ümidi, korkusu, gözyaþý, sevinci / Ne varsa orda..." Ýnsanlarýn daha kadirþinas olduðu yýllarda yaþamýþtý Behçet Necatigil. Buna raðmen hayatýn iki parantez arasýna alýndýðýný hissediyor, bunu yediremiyordu kendine. Yine de biliyordu haklý olduðunu, týpký bizim bildiðimiz ve yaþadýðýmýz gibi...
 
Ispartalý Hakký; aç parantez, 1867 tire 1923, kapa parantez. Burada bitmesi mümkün deðil elbette. Hele de vefat yýldönümünde gönlümüze düþen ortak dostumuz Mehmet Akif, neredeyse yüz yýl önceden tutup getirdiyse onu, bir bildiði vardýr. Dönüp bakmak, anlamak, tanýmak için gayret etmek gerekir. Akif vesilesiyle parantezleri birbirinden uzaklaþtýrmaya kastettik. O, ne kadarýna delalet ederse artýk...

Lakabýndan da anlaþýlacaðý gibi Aðlarcý(ca)zâde Mustafa Hakký, Isparta doðumlu. Kayýtlara göre babasýný 4 yaþýnda kaybediyor. Sýbyan Mektebi'nin ardýndan 13 yaþýnda hafýzlýðýný tamamlýyor. O tarihten sonra adý annesi ve yakýn akrabalarý için Hakký deðil, Hafýz. Rüþtiye'den mezun olduktan sonra çalýþmaya baþladýðý Menâfi Sandýðý Katipliði Ziraat Bankasý'na dönüþtürülünce bir nevi onun da talihi deðiþiyor. Daha çocukluðunda okumaya, öðrenmeye duyduðu merakla yaþýtlarýndan ayrýlan Ispartalý Hakký, Ticaret ve Nafia Nezareti tarafýndan Nisan 1896'da Suriye, Beyrut vilayetleriyle Kudüs Sancaðý Ziraat Bankasý müfettiþi olarak atanýyor. Ayný tarihlerde Orman Nezareti Hey'eti Fenniyesi'nde Beþinci Þube Muavini 'Baytar Mehmet Akif Efendi' de ordunun ihtiyacýný karþýlamak için gerekli alýmlarý yapmak üzere Þam'da. Henüz 20'li yaþlarýnýn baþlarýndaki Akif, kendisinden 6 yaþ büyük Hakký Bey'in adýný Ispartalý bir dostundan duymuþ ama hiç karþýlaþmamýþlar.




Hakký Bey'in vefatýndan sonra oðlu tarafýndan elden çýkarýlan evrak arasýndaki mektuplara göre tanýþýklýk için ilk adýmý Mehmet Akif atýyor. 17 Teþrinievvel 1312 (29 Ekim 1896) tarihinde yazdýðý mektuba 'Azizim' diye giriyor Akif. "Acizinize karþý alel gýyab bir hüsn-ü teveccüh göstermekte olduðunuzu ziraat talebesi Þevki Efendi'den istiþbar eylemiþ idim" girizgâhýnýn ardýndan "Burayý ne vakit teþrif edeceðinizden kulunuzu haberdar buyurursanýz cidden minnettar olurum efendim" diyerek baðlýyor kelâmý. Ýmza; Þam'da hayvan mübayeasýna memur Baytar Mehmet Akif.

Þam'da baþlayan tanýþýklýk, ikilinin Ýstanbul'a dönmesiyle yerini dostluða býrakýyor. Hakký Bey Ýstanbul'da devrin önemli mütefekkirleriyle ayný ortamlarda bulunuyor. Kimi sohbet meclislerinin aþina simasý, kimi derin fikir teatilerinin aranan muhatabý. Ýttihad ve Terakki Cemiyeti'yle faaliyet göstermeye baþlayan Ispartalý'ya Þûrayý Ümmet'te seçim makaleleri yazma vazifesi veriliyor. Yapmasý gereken, seçimi halkýn anlayacaðý biçimde anlatmak. Ahmet Aðaoðlu baþkanlýðýnda kurulan propaganda ekibinde de görev alýyor Hakký Bey. Ona ayrýlan güzergâh Þehzadebaþý ve Vezneciler. Geceleri kahve ve gazinolarý dolaþýyor. Mehmet Akif henüz Ýttihatçýlarla yolunu ayýrmamýþ, bazý gecelerde o da eþlik ediyor Hakký Bey'e. Ýkinci Meþrutiyet'ten sonra iki dönem Isparta mebusluðu yapan Hakký Bey, kiradan kurtulup Haseki Caddesi'ndeki 40 numaralý evine taþýndýðýnda Akif'in kýz kardeþi Nuriye Haným ve eþi Arif Hikmet Çobanoðlu'na komþu oluyor. Bu yakýnlýk vesilesiyle aileler de katýlýyor halkaya.

Hakký Bey için en önemli sorunlardan biri dilin sadeleþmesi. Türkçülük, halka inmeyen, halký beslemeyen yazarlar ona ters düþüyor. Türk edebiyatýnýn büyük isimlerinden Abdülhak Hamid için baþkalarý 'En büyük þair, dâhi. Öyle bir zaman gelecek ki Sultan Abdülhamid için Hamid'in saltanat-ý edebiyyesi devrinde icra-i saltanat etti denecek' derken o eleþtiri oklarýný pervasýzca savuruyor: "Bizden çok uzaklarda, daima bulutlarda, bulutlarýn üstünde... Lakin gölgesi üstümüze düþmüyor ki... Acaba 'Eþber' þairi, Dühter-i Hindu müellifi, göklerde dolaþýrken yerlerde kývranan bizleri görmez mi? Bizim yerlerde kopan figanlarýmýzý iþitmez mi?"

Safahat'ýn ilk cildi neþredildikten sonra Sýrat-ý Müstakim'de Hakký Bey'in 'Akif ve Safahat' adlý makalesi yayýmlanýyor. Önce Akif'e ve þiirine aþinalýðýndan bahis açýyor. "Bunlarýn pek çoðuna benim ruhum ilk makes olmuþtur. Bunlarý ben kâh bir ýrmak gibi çaðlayarak, kâh baðrýndan pýnarlar kaynayan bir kaya gibi inleyerek dinledim. Hususa, insan aþka liyakati olmasa da hüsnün cazibesine kapýlabilir. Musikiden çok anlamamak bülbül terennümati ile mütehassis olmaya mani deðildir." Akif yakýn dosttu, hatta sýrdaþý. Lakin o da alýyor Hakký Bey'in Türkçe konusundaki hassasiyetinden nasibini. Henüz 30'larýnda olan genç Akif'in dilini de aðýr ve anlaþýlmaz buluyor ve bunu ifade etmekten sakýnmýyor Hakký Bey. "Safahat ister bir deste gül olsun, ister bir bahçe gülistan olsun bunun bana ziyade dokunan bir ciheti vardýr. Bir cihet ki beni bir diken kadar kuþkulandýrýr, gocundurur. Bu cihet, þairimizi tâzipten halî deðildir. ... Türkçemizin hukuku gasp edilmiþ olursa... Yalnýz Türkçe bilenlerin bunlardan hisse almalarý nez'edilmiþ olursa... Bu hâl ruha dokunmaz mý?"

Mehmet Akif, seyrek de olsa yýllarca sürdürüyor Ispartalý Hakký'yla yazýþmayý. Mektuplarýný kýsa tutan Ýstiklal Marþý Þairi, beraberine eklediði þiirlerle dostlarýnýn gönlünü alýyor. Safahat'a almadýðý bu þiir Ispartalý'ya gönderilmiþ.

Mücadeleleri hiç bitmiyor. Hakký Bey gazetelerden Mehmet Akif'in Babanzâde ile birlikte Arapça kamus hazýrlayacaðýný okumuþ. Yüz yüze görüþemiyorlar o sýralar herhâlde. Yine sarýlmýþ kaleme. Yedi sayfa anlatmýþ... "Canýmýn, vicdanýmýn yârý, benim aziz Akif'im, Üstadýmýz Naim ile Þevket'le daha bazý fâzýl zatlarla elbir edip Kamus-ý Arabî telifine baþladýðýnýzý gazeteler yazýnca... Bana hikmet satýyorsun diye sakýn çýkýþmayasýn. Ama bunu söylemesem derd olur, hem de öteki söyleyeceklerimi söyleyemem. Vakýa ben bu yaþtan sonra Arapça öðrenecek deðilim. Belki oðullarým da öðrenmeyecekler. Bilirsin ben ve oðullarým sözdür. Babadan oðuldan kastým zerresi olduðumuz muhterem millettir. ... Türkçe kuvvetini bulmak için yalnýz Arapçadan deðil dünyanýn bütün dillerinden kereste almýþ ve alacaktýr. Lakin aldýðýný kullanma hususunda mülahaza gerek."

Elimizdeki malzeme Akif'in bu þikâyetlere ne cevap verdiðini görmek için yeterli deðil maalesef... Lakin Þairimizi Fransýzcasýný ilerletmeye ve Batý edebiyatýný takip etmeye yönlendiren kiþinin Ispartalý Hakký olduðu biliniyor. Bunu, bir mektubunda "Þam'da iken beni eþ'ar-ý abdârýmdan (parlak þiirlerimden) soðutmuþ idin de gece gündüz gavurca ile uðraþýp duruyordum." hatýrlatmasýný yapan Akif de doðruluyor.

23 Temmuz 1912'de Ýkinci Meþrutiyet'in ikinci yasama dönemi meclisi feshedilince milletvekilleri açýkta kalýyor ve aylýklarý kesiliyor. Ayný günlerde Darülfünun'a Metinler Þerhi muallimliði atamasý yapýlacak. Darulfünun müderrislerinden Mehmet Akif'in adayý Hakký Bey. Uðraþýyor, didiniyor; ancak nafile: "Ýki gözüm Hakký, dün sabah Darülfünûn'a gittim. Ýsmail Hakký Bey'den iþi anladým: Benim dediðim gibi imiþ. Münhal olan muallimlik benim geçen sene okuttuðum derstir ki ona iki hafta evveli bizim Ferid [Kam] beyi intihab etmiþ idik. Ancak henüz Nezaret'ce tevcih olunmamýþ. Bu Pazar günü Encümen-i Muallimîn tekrar toplanacak. Tabiidir ki karar-ý sâbýkýnda ýsrar ile yine Ferid'i intihab edecek. Artýk nasip deðilmiþ diyerek baþka bir iþe bakmalýyýz. Hem ben senin mebus olacaðýný kavi surette tahmin ediyorum. Olmasan bile senin için iþ çoktur: Zift gibi malýn olsun Erzincan'dan kel çeker!! Sebilürreþad'ýn hem müfessir hem þairbaþýsý Mehmed Akif, 6 Eylül 1328 (19 Eylül 1912)"

(***)


Akif'le Hasbihal

Mehmet Akif, seyrek de olsa yýllarca sürdürüyor Ispartalý Hakký'yla yazýþmayý. Mektuplarýný kýsa tutan Ýstiklal Marþý Þairi, beraberine eklediði þiirlerle dostlarýnýn gönlünü alýyor. Safahat'a almadýðý bu þiir Ispartalý'ya gönderilmiþ.

Hasbihal

Bugün yaþým otuz üç; ben demek otuz üç yýl
Kapýlmýþým bu serab-ý hayata; hem de nasýl:
Bütün kavafil-i âmâl önümde can berleb,
Durur iken yine ben sîne çâk çâk taleb,
Uzakta þöyle heyülâda görsem ümmidim
Teþahhus etti sanýr da hemen seðirtirdim!
Hayale peyrev olup döndüðüm bu feyzada
Deðildi bir demim olsun belâdan âzâde
Adým baþýnda felâket; adým baþýnda muhat
Ne bir kenâr-ý selâmet; ne bir tarîk-ý necat
Saðýmda aðzýný açmýþ amîk bir uçurum;
Solumda inmede dehþetli bir kasýrga hücum!
Gidilse leyle-i âtî kadar karanlýk çöl!
Dönülse devre-i mâzî gibi kapanmýþ yol!
Fakat tereddüde, ârâma var mýdýr imkân?
Sürüklenir gider elbette dalgaya kapýlan.
Uðraþtým onca muhacimle bir zaman heyhat
Sonunda tâb ü tüvâným kesildi bitti sebat
Karardý gözlerim artýk ne oldu bilmiyorum
Açýldý pîþ-i hayalimde baþka bir uçurum
Yuvarlanýp düþecektim o cah-ý muzlime ben
Önümde nur-ý ilâhî gibi göründün sen
Yarýp o zulmeti sâyende iþte kurtuldum
Dalâle doðru giderken reþâde doðruldum
Göründü dîde-i hakbîne þimdi âlem-i ruh
Uyandý leyle-i ruhumda bir sabah-ý fütuh
Hayat namýna ben gerçi sersericesine
Dolaþmýþým bu fezâ-yý hayâli bunca sene
Fakat bugün o geçmiþ demlerin nihâyetidir
Hayat varsa benimçün bugün bidâyetidir
Felekte ben de acep gün görür müyüm derken
Sabah-ý sermede kalb eyledin leyâlimi sen
Sen ey nigâhýmý bîdâr eden ilâhî nur
Kemâl-i feyzin ile olduðun zaman manzur
Degiþti sanki muhitim, açýldý baþka cihan
Çekildi ufkumu tazyik eden sehab-ý giran
Baharlar uçuyor þimdi asümânýmda
Teraneler ötüyor tâ samîm-i cânýmda
Muhabbetin ne kadar mucizata mazharmýþ
Bugün ben anlýyorum baþka bir cihan varmýþ
Gülzâr-ý hayalime suret veren musavver ruh
Kitab-ý sineme bir bak ne dilfirib vuzuh
Ýçinde gösteriyor âlem sabahatini
O safhadan oku gel sen de kendi hikmetini
Bu kâinatta görmekteyim bütün seni âh
Biraz da gel edeyim sende kâinâta nigâh
Ümidi, ye'si,maiþet bela-yý hâilini
Bu kârzâr cihânýn bütün gavailini
Hülasa her ne kadar kayd varsa cümlesini
Hayalden silerek yazdým iþte sade seni
Bugün düþünm(üy)orum hiç kendi âtimi
Düþünmek istemiþ olsam da nerde kabil mi?
Senin fezalarý lebriz eden hayalinle
Sýðar mý baþka endiþe tenknâ-yý dile?
Seninle baþladý mâdâm bende feyz-i hayat
Hüda bilir edemem bir de masivâ isbat

Mehmed Âkif
/ 23 Mayýs 321 / 5 Haziran 1905