Gönderen Konu: CuMa NoTLaRý/6  (Okunma sayısı 582 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • Moderatör
  • __HiÇ__
  • ***
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
CuMa NoTLaRý/6
« : 07 Ocak 2010, 22:31:01 »




Kur’an’ýn üzerinden ne kadar uzun bir zamanýn geçtiðini düþünün; tam 1400 sene, devletler gelmiþ, imparatorluklar yýkýlmýþ, yüzlerce mezhep türemiþ, hepsi de Kur’an’ý okumuþ, ellerinde tutmuþ, bir sürü uydurma inançlar üretmiþler, binlerce hadis uydurulmuþ, fakat Kur’an’a iliþememiþler, deðiþtirememiþler, buna cüret edememiþler, yani anlamýndan tanýyabileceðimiz sapýk inançlarý Kur’an’a sokamamýþlardýr.

Ey Muhammed de ki: "Ben, þu Mekke'yi kutsal kýlan ve her þeyin sahibi olan ALLAH'a kul olma emrini aldým. Ayrýca Müslüman olma ve Kur'an okuma emri aldým. O halde kim (bunlarý yaparak) doðru yola gelirse bunlarý kendisi için yapmýþ olur. Ben sadece uyarýcýyým." (Neml 91-92)

Bu ayetlerde üç þey emredilmiþtir. 1. ALLAH'a kul olma 2. ALLAH'ýn emirlerine teslim olma (Müslüman olma) 3. Kur'an okuma. Ýlk iki þart ise ancak Kur'aný okuyup doðru anlamakla olur. Kur'an'ý anlamadan, ALLAH tealaya kul olmak ve teslim olmaktan söz edilemez. Kur'an okumak Rabbimizin en önemli emirlerindendir.

"Ey peygamber! Doðrusu bu Kuran senin için ve insanlar için bir hatýrlatma ve kesin bir bilgidir. Siz bu Kur'an'dan sorumlu tutulacaksýnýz." (Zuhruf 44) Peygamberimiz de Kur'an'a uymakla yükümlüydü. Ayný yükümlülük bizim için de geçerlidir. O da bizim gibi kul idi. Fakat bir farkla ki; bize örnek gösterilmiþ bir kul. "O yüce bir peygamberdi, biz kim ona uymak kim" gibi düþünceler yanlýþtýr. Peygamberimiz Kur'an-ý Kerim'de gösterilen yüce ahlak ve kulluk ilkelerini hayatýnda somut olarak yaþamýþtýr. Bu yüzde ona "yaþayan Kur'an" denmiþtir. Bize düþen de Kur'an'ý anlayarak okumak ve peygamberimizi örnek alarak týpký onun gibi Kur'an'ý hayatýmýzda somutlaþtýrmaktýr.

"ALLAH mü'minlere gerçekten büyük ikramda bulunmuþtur. Çünkü onlara içlerinden bir elçi göndermiþtir. O elçi ALLAH'ýn ayetlerini (sözlerini) onlara bildiriyor…" (Al-i Ýmran suresi 164)

Elçinin görevi kendisine bildirilenleri ekleme ve çýkarma yapmadan aynen insanlara aktarmaktýr. Ýnsanlar eðer o elçinin (peygamberimizin) getirdiði sözü (Kur'an'ý) dinlemez ve itaat etmezlerse o elçiyi kabul etmemiþ olurlar. Çünkü elçinin getirdiðini dikkate almamak elçinin elçiliðini anlamsýz kýlar. Yani "ben peygamber aþýðýyým", "caným kurban olsun senin yoluna" dedikleri halde elçinin getirdiði Kur'an'ý göz ardý edenler elçiyi hiçe saymýþlar demektir. Ve bütün iddialarý boþa gider. O açýdan bir kiþi ben peygambere inanýyorum, peygamberi seviyorum diyorsa onun getirdiðini Kur'an'ý dikkate almalý, ona kayýtsýz kalmamalýdýr. Müslümanlýk lafla olmaz. Ben Ýslam dinindenim diyen kiþi Ýslam'ýn, insanýn ve her þeyin sahibi olan ALLAH'ýn sözlerini (Kur'an'ý) dinlemelidir. 

"Kendilerine kitap verdiðimiz kimseler kitabý hakkýyla okurlar. Çünkü onlar, o kitaba güvenirler. O kitabý görmezden gelenler ise zarara uðrayanlardýr." (Bakara 121)

Bu ayette anlatýlan kitap ALLAH tealanýn kitabýdýr. Bu ayetten anlaþýldýðýna göre kitabý okumak ona güvenmekle alakalýdýr. Kitabý okumayan ona güvenmiyor yani inanmýyor demektir. Çünkü çok ciddi iddialarda bulunan bir kiþiyi dikkate almamak ona güvenmemekle /inanmamakla ilgilidir. Kiþinin Kur'an'ý Kerim'e yaklaþýmý onun imanýyla doðru orantýlýdýr. Ýman arttýkça Kur'an'a ilgi artar. Çünkü Kur'an alemlerin Rabbinin sözüdür. Dünyadaki sýradan insanlarýn sözlerini bile çok merak eden insanlar Kur'an'a ilgisiz kalýyorlarsa onu hakkýyla tanýyamamýþlar demektir. ALLAH'ýn kitabýný önemsemeyenler zarar edeceklerdir. Kitabý hakkýyla okumak demek; onu takip etmek, gösterdiði yolda iz sürmek, ona uymak demektir. Tabi ki uymak için anlamak lazýmdýr. Günümüzde çoðu insanýn yaptýðý gibi sevap kazanmak için anlamýný bilmeden Kur'an'ý Arapça orijinalinden okumak onu hakkýyla okumak deðildir. Kur'an'ý hakkýyla okumak demek onu anlamaya çalýþmak ve ayrým yapmadan her ayete kesin itaatle olur. Ýsterse bu ayet, onun çýkarlarýna veya düþüncelerine uygun gelmesin. Günümüzde müslümaným diyen herkes Kur'an'ýn ALLAH sözü olduðunu kabul eder. Fakat ona, iþine gelmeyen bir ayet okunduðu zaman onu kaale almaz. Veya çarpýtýr. Ýþte böyle yapanlar Kur'an'a güvenmiyor demektir.

"Ey peygamber! Doðrusu bu Kuran senin için ve insanlar için bir hatýrlatma ve kesin bir bilgidir. Siz bu Kur'an'dan sorumlu tutulacaksýnýz." (Zuhruf 44) Peygamberimiz de Kur'an'a uymakla yükümlüydü. Ayný yükümlülük bizim için de geçerlidir. O da bizim gibi kul idi. Fakat bir farkla ki; bize örnek gösterilmiþ bir kul. "O yüce bir peygamberdi, biz kim ona uymak kim" gibi düþünceler yanlýþtýr. Peygamberimiz Kur'an-ý Kerim'de gösterilen yüce ahlak ve kulluk ilkelerini hayatýnda somut olarak yaþamýþtýr. Bu yüzde ona "yaþayan Kur'an" denmiþtir. Bize düþen de Kur'an'ý anlayarak okumak ve peygamberimizi örnek alarak týpký onun gibi Kur'an'ý hayatýmýzda somutlaþtýrmaktýr.

"Kim Rahman olan ALLAH'ýn kitabýna aldýrýþ etmezse, onu bir þeytan kuþatýr ve onun arkadaþý olur. Nitekim onu yoldan çýkarýr. Buna raðmen o hala doðru yolda olduðunu sanýr." (Zuhruf 36-37)

Ýnsanlarýn çoðu "biz Kur'an'ý anlamayýz" gibi bahanelerle Kur'an'dan uzak kalýr, aldýrýþ etmez, görmezden gelir, Kur'an'a karþý soðuk durur. Kendine rehber ve yol gösterici olarak Kur'an'ý seçmeyen böylelerine baþkalarý yol gösterir. Arkadaþ edindiði kiþi zamanla onu yoldan çýkarýr. Fakat o bunun farkýna bile varamaz, hatta kendini doðru yolda sanýr.  Çünkü þeytan doðru yolun üzerinde oturur ve insanlarý buradan döndürmeye uðraþýr. Yani þeytan bizim yanýmýza kötü iþ yapacaðýmýzda deðil hayýrlý iþler yapacaðýmýzda gelir ve bizimle mücadele eder. Yanlýþ yapanlarla þeytanlar niye uðraþsýn ki? Çünkü onlar zaten kendi yoldaþlarýdýr. Bazý insanlar da insanlara dini söylemlerle koyu bir dindar olarak yaklaþýr. Ýbadet ederler, islami kavramlar kullanýrlar, hatta Kur'an'ý ezbere bilirler. Fakat Kur'an'ý anlamaya çalýþmazlar veya anlamak istemezler. Hayatlarýnýn merkezine ALLAH ve ALLAH'ýn kelamý Kur'an yerine baþka kitap veya insanlarý koyarlar. Bazý iyi niyetli insanlar da (Kur'an'ý bilmedikleri için) bunlara uyarlar. Bu insanlar çok samimi ve iyi niyetli olabilirler. Fakat din konusunda niyetin iyi olmasý tek baþýna yeterli deðildir. ALLAH'a kulluk ederken ALLAH'ýn gösterdiði yöntemlerin dýþýna çýkýlmamalýdýr.

Bizim sorgulanamaz tek kutsalýmýz Kur'an'ý Kerim'dir. Çünkü Kur'an yüce ALLAH'ýn sözüdür ve bunun binlerce delili vardýr. Biz duygularýmýzla veya varsayýmlarla deðil aklýmýzý kullanarak bu sonuca varýrýz. Kur'an'ý iyi bilen bir kiþi –aklýný da kullanýrsa- kolay kolay yanlýþ iþler yapmaz ve yanlýþ akýmlara kapýlmaz. ALLAH aklýný kullanmayan insanlarý sevmez. Bir ayette þöyle buyurulmuþtur: "ALLAH, aklýný kullanmayanlarý pislik içinde býrakýr." (Yunus 100) Buradaki kastedilen pislik küfür ve þirktir. Bu pisliklerden ancak aklýný kullananlar kurtulur. Özetle Kur'an'ý dost edinen ALLAH'ýn sevgisini kazanýr. Kur'an'a aldýrýþ etmeyen kiþi þeytanýn dostluðuna davetiye çýkarmýþ olur. "Kimin arkadaþý þeytan olursa, o arkadaþlarýn en kötüsüne düþmüþ demektir." (Nisa 38)

"Benim Kitap'ýmdan yüz çeviren bilsin ki onun sýkýntýlý bir dünya hayatý olur ve kýyamet günü de onu kör olarak diriltiriz. O zaman: "Rabbim! Beni niçin kör olarak dirilttin, oysa ben dünyada gören bir kimseydim" der. ALLAH da: "Ayetlerimiz sana gelmiþti de sen onlarý unutmuþtun, önemsememiþ, ilgilenmemiþtin. Bugün de seninle kimse ilgilenmeyecek, önemsemeyeceksin" der. Ýþte haddi aþanlarý, Rabbinin ayetlerine güvenmeyenleri böyle cezalandýracaðýz." (Taha 124-125-126-127) Kur'an-ý Kerim'deki evrensel prensiplere uymayanlar mutlu olamazlar. Çünkü insaný yaratan ALLAH'týr. Ve nelerin insaný mutlu edeceðini, nelerin ona zarar vereceðini en iyi o bilir. ALLAH teala þöyle buyurmuþtur: "Yaratan yarattýðýný bilmez mi?" (Mülk 14) Onun için hayatlarýnýn merkezine ALLAH'ýn kitabýný deðil de baþka þeyleri koyanlar mutluluðu asla tadamazlar. Böylelerinin ahiretteki durumlarý ise daha da acýklý olacaktýr.



Kendi  halinde bir tüccardý. Bir gün kumaþlarý gemiye yükledi. Endonezya'ya gitti, oraya yerleþti. Ýþini orada devam ettirdi. Kumaþlarý kaliteliydi. Tam da halkýn aradýðý cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandý. Kazancý az olsun, temiz olsun düþüncesindeydi. Bir gün geç geldi iþ yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmiþti sattýðý mallardan. Merak etti, sordu:
- Hangi kumaþtan sattýn?
-Þu kumaþtan efendim.
-Metresini kaça verdin?
-On akçeye.
-Nasýl olur?" diye hayret etti,
-Beþ akçelik kumaþý on akçeye nasýl satarsýn? Bize hakký geçmiþ adamcaðýzýn. Görsen tanýr mýsýn onu?
Eleman gitti, müþteriyi buldu, getirdi. Dükkân sahibi müþteriyi karþýsýnda görür görmez, helâllik istedi ve fazla parayý müþteriye uzattý. Müþteri þaþýrmýþtý. Böyle bir durumla ilk defa karþýlaþýyordu.
-Ne demekti hakkýný helâl et?
Olay kýsa sürede dilden dile dolaþtý. Çok geçmeden kralýn kulaðýna kadar vardý. Sonunda kral kumaþ tüccarýný saraya çaðýrdý. Kral sordu:
-Sizin yaptýðýnýz bu davranýþý daha önce biz ne duyduk, ne de gördük. Bunun aslý nedir?
-Ben, dedi tüccar, bir Müslüman'ým. Ýslâm dini böyle emreder. Müþterinin bana hakký geçmiþti. Dolayýsýyla kazancýma haram girmiþti. Ben sadece bir yanlýþý düzelttim.
Kral,
-Ýslâm nedir, Müslümanlýk nedir? Gibi peþ peþe sorular sordu. Birer birer sorularýný cevapladý. Kral ilk defa duyuyordu böyle bir dinin varlýðýný. Fazla zaman geçirmeden Ýslâm'ý kabul etti. Daha sonra kýsa süre içinde de halk Müslüman oldu.

250 milyonluk nüfusa sahip olan bugünkü Endonezya'nýn Müslümanlýðý kabul etmesindeki sýr sadece beþ akçelik kumaþtý. Yapýlan tek þey vardý sadece: Ýnandýðý gibi yaþamak, sahip olduðu güzellikleri çevresiyle paylaþmaktý. Efendimizin müjdesi herkese açýk: "Doðru ve güvenilir tüccar, kýyamet gününde peygamberler, Sýddýklar (doðrular) ve þehitlerle beraberdir." Yani, asýl etkili olan söz dili deðil, hal diliydi. Konuþmaktan çok yaþamaktý. Anlatmaktan ziyade davranýþ dilinin devreye girmesiydi.



Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: CuMa NoTLaRý/6
« Yanıtla #1 : 07 Ocak 2010, 23:14:46 »
ALLAH cc. razý olsun hocam..
Rabbim: Elhamdülillah Müslümaným diyen herkese ,çocuklarýna ve zürriyetine Kur'an-ý Kerimi okumayý ,anlamayý ve yaþamayý nasip etsin.

Çevrimdışı Giryân

  • FoRuM Dostu
  • UzMaN ÜYE
  • ****
  • İleti: 1107
  • Teþekkür 8
  • 'Beþer'likten kurtulup 'insan'laþma yolunda yolcu.
Ynt: CuMa NoTLaRý/6
« Yanıtla #2 : 07 Ocak 2010, 23:41:42 »
Yeni alýnan  beyaz eþyalarýn içinde kullanma kýlavuzu vardýr...nasýl çalýsýr ,nasýl uzun ömürlü olur,bozulmamasý için neler yapýlýr þeklinde...Hepimiz üreticinin bu talimatýna uyar  alýr bakar inceler hatta zaman zaman baþ vururuz...

Eeeee insanýn kullanma kýlavuzu Kur'an 'a  gereken deðeri veriyor muyuz?...Dua evet  ama  "fiiili  dua" dýr geçerli akçe..

"Oku" emrini hakkýyla kavramak ve yaþamak  duasý ile..

Deðerli abim...her zamanki gibi soru iþareti kalmayacak þekilde  açýklamýþsýnýz...Rabbim razý olsun ..ecir olarak hanenize yazýlsýn inþALLAH...
"Aþk odu evvel düþer ma þûka andan âþýka
Þem i gör ki yanmadan yandýrmadý pervâneyi"
Fuzûlî