Gönderen Konu: RacheL CORRÝE  (Okunma sayısı 577 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...

  • Ziyaretçi
RacheL CORRÝE
« : 16 Mart 2010, 12:05:44 »
Filistinli bir ailenin yok edilmesini önlemeye çalýþýrken Ýsrail'in askeri bir buldozeri tarafýndan ezilen Rachel Corrie hâlâ gönüllerde yaþýyor...
kardeþlerim bakmayýn sarý saçlý olduðuma
ben Asyalýyým
bakmayýn mavi gözlü olduðuma
ben Afrikalýyým..."
Nasýl da güzel duruyordu (Ýsrailliler çocuklarý öldürmeyin) anlamýndaki "Ýsraeli army stop shooting children" yazan pankartýn yaný baþýnda…
Ve belki de adýný dahi duymadýðý bir þairin "çocuklar öldürülmesin, þeker de yiyebilsin…" dizeleriyle yýllarca önceden kendisine selam ettiðinden habersiz…







Ýnsanlýðýn büyük bir çoðunluðunun istemediði korkunç bir savaþa doðru sürüklenirken küremizin dört bir yanýndaki protesto yürüyüþlerinde pankartlarda resmi dolaþtýrýlan ya da kuklalarý ateþe verilen 'kötü adam'larýn birçoðu Amerikalý. Bush, Rumsfeld, Cheney, Wolfowitz vs... Tam böyle bir dönemde ayný kalabalýklarýn yüreðini hayranlýk duygularýyla dolduran 'güzel insan'ýn da Amerikalý olmasý ne kadar garip deðil mi?
Adý Rachel Corrie…


Henüz 23 yaþýnda, kocaman adamlarýn henüz keþf edemediði masum ve tertemiz bir yüreðe sahipti. Ülkesinin vicdanýydý o, kaybedenlerin, yýllardýr kaybetmeye mahkûm edilenlerin safýnda çýktý son yolculuðuna... Hiç tanýmadýðý, istese hiç de tanýmayacaðý, "bana ne…" deyip geçebileceði insanlarýn, acýlarýna sýrt çevirebileceði insanlarýn yanýnda olmak için gerdi göðsünü tanklara... O, insanlýðýn ve insanlýðýmýzýn vicdanýydý, sesiydi…
Cesur ve asil kýzlar hala hayatta ve bizimle, insanlýðýmýzla. Onlar Vietnam’a asker taþýyan ABD asker trenlerini durdurdular, 1968’de Prag’da ve 1991’de Moskova’da Rus tanklarýný durdurdular. Fransýz, Rus, Amerikalý ve Alman tank ve tren sürücüleri bilir, bir canavar bile bir genç kýz yavaþça yoluna çýktýðý zaman durur.
Fakat bu kez öyle olmadý, olamadý... Her zaman insani duygular galip gelemezdi ya…
Rachel Corrie baþka bir masalýn canavarý tarafýndan buldozerle ezilerek öldürüldü. Bu Amerikalý genç kýz, zarif ve savunmasýz vücuduyla bir Siyonist buldozerinin Filistinli evlerini yýkmasýný engellemeye çalýþýyordu. Bilemezdi ki, sürücüsü onu görecek ama 10 tonluk çelik makinesini onun üstüne sürecek, iki kez üzerinden ileri ve geri gidecek.
Ýsrail ordusunun bir buldozeri tarafýndan ezilerek öldürüldü Rachel Corrie. Ajanslar, eziliþinin fotoðraflarý geçti hemen; ilk karede bir buldozerin önünde duran sarýþýn bir kýz, sonra buldozerin ilerleyiþi ve geri gitmesi, son karede de ezilmiþ, kanlar içinde bir yüz ve beden... Ýki dakika önceki sarýþýn kýzdan bir eser kalmamýþtý; ezilmiþ kanlar içinde bir yüz…
16 Mart 2003’te Gazze'deki Refah mülteci kampýnda bir Filistinli doktorun evinin yýkýlmasýna engel olmaya çalýþýyordu. Ýsrailli buldozer þoförü herkesin gözleri önünde çelikten canavarý üzerine sürdü, önce ileri, sonra geriye üzerinden geçti. Arkadaþlarý tarafýndan hastaneye ulaþtýrýldýðýnda Rachel ölmüþtü.
Rachel corrie, 1979 yýlýnda ABD’nin Washington eyaletine baðlý Olympia kentinde doðdu ve büyüdü. Evergreen Devlet Koleji’nde eðitiminin son dönemine gelen Corrie mezun olduktan sonra yazar ve aktris olmak istiyordu...
Rachel'in empatik yeteneði öylesine geliþmiþti ki, kameralarýn önünde Filistinli çocuklarýn ihtiyaçlarýný anlatýrken bütün çocuklarýný savaþa kaptýrmýþ bir anne yüreðinin öfkesiyle konuþuyordu.
Son yýllarýnda arkadaþlýðýný paylaþan Peter Bohmer, onu her türlü baskýya ve haksýzlýða karþý isyan eden bir insan olarak hatýrlýyor. Oldukça mütevazý ve sorumluluk duygusuyla yüklü bir hayat yaþayan Rachel, Olympia Adalet ve Barýþ hareketi’nin de aktif bir üyesiydi. Sadece bir aksiyon insaný deðildi.
Ýsrail iþgaline karþý olan Rachel her ferdin yapabileceði en düþük katkýnýn ‘içten içe hissetmek’ olduðunu düþündüðü bir iþgal karþýtý kampanyaya katýlmak kararýndaydý. Evergreen’de Arapça çalýþmýþtý. ABD’nin Irak operasyonu baþladýðýnda Ýsrail’in özellikle Gazze Þeridi’nde büyük katliamlara kalkýþabileceðinden endiþe ediyordu ve bunu durdurmanýn tek yolunun bölgeye uluslararasý gözlemciler yollamak olduðunu düþünüyordu. 20 ocak’ta Olympia’dan ayrýlarak önce Batý Þeria’ya, daha sonra da Gazze þeridi’ne geçen Rachel bahar döneminde eðitimine devam etmek üzere ülkesine geri dönmeyi planlýyordu.
Pasifik okyanusu kenarýnda ormanlarla kaplý olan Washington eyaleti, dünyada refahýn en yüksek olduðu bölgelerden birisidir. Oysa Rachel'in öldürüldüðü Refah kampý daha o günlerde dünyanýn en yoksul yeri ilan edilmiþti!
Rachel, Amerika’daki rahatýný bozup barýþ savunuculuðu yapmak, Ýsrail hükümetinin insafsýz katliamlarýna karþý kalkan olmak üzere Filistin’e gelmiþ olmasa, rahat yaþamýný sürdürecek, büyük bahçeli evlerde oturup, 'amerikan tarzý hayat'tan payýný alacaktý. Ama o bunu yapmak yerine, kalkýp refah kampýnýn çalýþtýðý sefaletine ve çocuklarýn Ýsrailli askerler tarafýndan tavþanlar gibi avlandýðý dehþetine gelmeyi tercih etti.
Onu hiçbir þey Siyonist laboratuarlarýnda doðan bir canavarla karþýlaþmaya hazýrlamamýþtý, tamamen “yaratýk” ve insanlara düþman bir canavarla. Annesine, babasýna ve arkadaþlarýna: “okumak, konferanslara gitmek, belgesel izlemek ya da anlatýlanlarý dinlemek beni buradaki gerçekliðe hazýrlamamýþ” diye yazýyordu.
Filistinli çocuklarýn ölü bedenlerini Yahudi keskin niþancýlarýnýn mermileriyle parçalanmýþ kafalarýný görüyor, ama “Ýsrail ordusu silahsýz bir ABD vatandaþýný vursa ne güçlüklerle karþýlaþacaðýnýn” hayallerini kuruyordu. Ve Rachel yanýldý. Kuþkusuz cümle âlemi, hepimizi yanýlttý Ýsrail.
Mensubu bulunduðu ülkenin baþkaný Bush, Rachel’in katilini istemek yerine; ordusunu Irak’ý yýkmak ve kendi katilleri olan Ýsrail’i Ortadoðu’nun üstün gücü haline getirmek için gönderiyordu.
Sarý iþ makinelerinin kurþungeçirmez camlý kabinlerindeki kiþiler Siyonizmin son ürünleri. Siyonist hareketin baþlangýcýnda onun öjenik amaçlarýný:
“Kandan ve terden yepyeni ve acýmasýz bir ýrk yaratacaðýz” anlamýna gelen
“Mi dam umi eza Nakim lanu geza”
Dizeleriyle ifade edilmiþti.
Böyle þarkýlar söylüyordu Siyonistler. Rachel Corrie’nin öldürülmesiyle bu deneyin sonuç verdiði anlaþýlýyor. “Acýmasýz ýrk” artýk bir hayal deðil, o yeni jeopolitik gerçek. Birkaç ay önce, bir Yahudi buldozer sürücüsü Cenin kampýný yýkarkenki tecrübelerini dünya ile paylaþmýþtý (!):
Bir genç kýzýn en derin sýrlarýný, kalbinin en gizli köþelerini açacaðý kiþi annesidir elbet. Rachel Corrie’nin Filistin’de geçen 7 haftalýk hayatý boyunca annesine gönderdiði e-postalarý, onun his dünyasýný analiz etme imkâný tanýyor. Bu mektuplarda korkularýný, rüyalarýný, hayallerini, iç çeliþkilerini dile getiren Corrie ‘ideal insanýnýn’ kendini adamýþlýðýnýn; ‘kandan, irinden deryalar geçmeye’ azmetmiþliðin en güzel örneklerini býrakmýþ geride.
Rachel Corrie’i buraya gelmeye iten sebep neydi?
Niçin?
Dinsel fanatik deðildi, bir tarikat mensubu deðildi, ideolojik saplantýsý da yoktu. Öyleyse niçin yoksul Filistinlilerin evlerinin yýkýlmasýna engel olmak için dev buldozerlerin önüne kendisini atýyordu? Niçin?
Bu sorunun cevabýný annesine yazdýðý ve Guardian gazetesinde yayýmlanan mektuplarýndan birinde yer alan ifadelerde bulmak mümkün... 7 Þubat 2003 tarihli mektubuna “merhaba arkadaþlarým, ailem ve diðerleri” diye baþlýyor Rachel. Ýlerleyen satýrlarda Rachel’in bu diðerlerinden kastýnýn ‘bütün insanlýk’ olduðu anlaþýlýyor. 27 Þubat tarihli mektubunda annesine “benim kelimelere çok önem verdiðimi biliyorsun” derken de mektuplarýnda hiçbir kelimeyi israf etmediðinin mesajýný veriyor.
“Biz baþka çocuklar için endiþe duyan çocuklarýz” diyordu Rachel Corrie mektubunda, Filistin mülteci kampýnda tanýklýk ettiði korkunç olaylarý yazýyordu. Oradaki zavallýlara reva görülen insanlýk dýþý muameleleri, seralarýn ve portakal bahçelerinin sýrf intikam olsun diye yerle bir ediliþini, akla hayale gelmeyecek acýmasýzlýklarý anlattýktan sonra þöyle diyordu:
"Evet, yine dans etmek istiyorum, iþ arkadaþlarýma karikatürler çizeyim ve þakalaþayým istiyorum, ama bunun durmasýný da istiyorum"
Bir baþka kültür, din ve medeniyetin insanlarýna hizmet götürmenin gereklerinin farkýndadýr Rachel. Daha Olympia’dayken öðrenmeye baþladýðý Arapçasýný geliþtirmekte olduðunu anlatýr annesine. Genelde Gazze þeridi, özelde gönüllü olduðu Refah þehri hakkýnda ayrýntýlý ve tutarlý istatistikler verecek kadar konusuna hakimdir.
Rachel sadece o insanlarý tanýmak deðil onlarýn hissettiklerini hissetmek noktasýnda da özdeþleþmek gerektiðine inanýr ve o toplumun derdini dert edinmiþtir. 7 Þubat günü “Gazze her gün yeniden iþgal ediliyor. Ancak korkulan o ki tanklar eskiden olduðu gibi ayrýlmak üzere gelmeyecekler bu defa...” satýrlarýyla dile getirdiði bu ‘dert’ 27 Þubat tarihli mektubunda açýkça ifade edilir: “Dün iki küçük çocuðunun ellerinden tutmuþ olarak tanklarýn ve bir niþancý kulesinin, buldozerlerin ve jiplerin önünde evini terk eden bir babayý seyrettim. Hepsinin birden vurulacaklarýndan endiþe ettiðim için tankla onlarýn arasýnda durdum. Bu her gün oluyor ancak bu babanýn iki çocuðuyla öyle aþýrý üzgün bir halde yürüyüp çýkýþlarý beni çok etkiledi.”
En zor þartlarda dahi sevebilmek
Çatýþmanýn ortasýnda ‘sevgiyi ve paylaþmayý’ da öðrenir Rachel. “Evin cephedeki iki odasý duvarlardan kurþunlar geçtiði için kullanýlamýyor. Bu yüzden bütün aile, üç çocuk ve iki ebeveyn bir yatak odasýnda uyuyorlar. Ben yerde en küçük kýz iman’ýn yanýnda yatýyorum ve hepimiz battaniyeleri paylaþýyoruz... Nidal’in Ýngilizcesi her geçen gün iyileþiyor. Beni ‘bacým’ diye çaðýran o. Büyük nineye Ýngilizce ‘Merhaba. Nasýlsýnýz?’ demeyi bile öðretti. Her an tank ve buldozerlerin sesleri duyuluyor ama bu insanlar birbirleriyle ve benimle neþe içinde iletiþimlerini devam ettiriyorlar.”
Rachel içinde bulunduðu durumda azla mutlu olmak zorunda olduðunu bilmektedir. 20 Þubat’taki mektubunda kendi küçük mutluluðunu dile getiren ve biraz da annesini avutmak isteyen þu satýrlarý yazar:
  “Bilmeni isterim ki burada bana yardýmcý olan bir sürü hoþ Filistinli var. Basit bir nezle kaptým ve tedavi olmak için çok hoþ bir limonlu içecek verdiler bana.” Ancak bir hafta sonra içinde bulunduklarý duruma raðmen Filistinlilerin gülebiliyor ve hâlâ kendisine iyi davranmaya çalýþýyor olmalarýný sorgulamaktadýr.
Kendini sorgulama ve sürekli öðrenme
Rachel, Gazze tecrübesini kendi temel inançlarýný sorgulamak ve hayatý yeniden anlamlandýrmak için bir fýrsat olarak görmektedir. Mektubunda insanýn ne kadar iyi ve ne kadar kötü olabileceðini sorgular: “Onlar zorluða uzun müddet dayanabilmenin güzel bir örneði. Þartlarýn onlarý çeþitli seviyelerde etkilediðini biliyorum ama insanlýklarýný gülücüðü, ikramý, sýcak aile ortamýný bu oranda koruyabilmiþ olmalarý beni hayran býrakýyor.
Bir sonraki gün bu sorgulayýþýný bir çaðrýya dönüþtüren Rachel: “Bu durmalý. Hepimizin her þeyi býrakýp hayatlarýmýzý bunu durdurmaya adamamýzýn iyi bir fikir olduðunu düþünüyorum. Dünyaya geldiðimde istediðim þey bu deðildi asla. Capital Gölü’ne bakýp ‘iþte büyük dünya bu ve ben onun bir parçasý olacaðým’ dediðimde bunu kastetmemiþtim. Ben içinde hiçbir çaba göstermeksizin müreffeh bir hayat yaþayýp bir soykýrýmýn parçasý olduðumun farkýna bile varmadan çýkýp gideceðim bir hayata gelmedim...”
Baþkalarý Filistin’de yaþananlara nasýl bakarsa baksýn Rachel yaþadýklarýndan ötürü mutluydu fakat yine de kendi sonunu da tahmin eden bir mektubunda ise þöyle bitiriyor:
"Filistin’den geri döndüðümde muhtemelen uykumda kâbuslar göreceðimi, burada kalmadýðým için suçluluk hissiyle kývranacaðýmý biliyorum. Bunlarý daha fazla çalýþmaya yönlendirebilirim. Buraya gelmek hayatýmda yaptýðým en iyi þeylerden biri. Oraya geldiðimde deli saçmasý þeyler söyleyip çýldýrýrsam ya da Ýsrail ordusu beyaz adamlarý yaralamama þeklindeki ýrkçý eðilimlerinden vazgeçip bir þey yaparsa, þu yargýya varmakta hiç tereddüt etmeyin: dolaylý olarak desteklediðim ve hükümetimin büyük oranda sorumlusu olduðu bir soykýrýmýn göbeðindeyim."
Ve annesine yazdýðý mektubu þöyle tamamlýyordu Rachel: “En aðýr koþullarda bile insan kalabilme gücü ve yeteneðini keþfetmekte olduðunu yazmalýyým ki, bunu daha önce bilmezdim. Galiba aslolan onur...”
Böylece Amerika ve A.B destekli Ýsrail buldozerleri bir cinayet daha iþlemiþ oldu.

Türkiye’nin çýðýrtkan barýþseverleri de, insan haklarý edebiyatçýlarý da, Müslüman

cemiyetçileri de bu olayý duymadýlar. Onlarýn kulaklarý Washington’un federal çetesinde, gözleri Irak’a getirilecek demokratik ortamda, elleriyse çok getirili tahvillerdeydi. Sözde “civil” toplum örgütlerinden ve “the civil” aðýn kadýn örgütlerinden söz etmeye ise hiç gerek yok! Onlar zaten dolarlý projelerin peþindeler!
Son e-postasýnda babasýna hitaben ise: “Eðer yaþamýmýn geri kalanýnda ne yapmam gerektiðiyle ilgili fikirlerin varsa lütfen bana söyle. Sizi çok seviyorum. Sen de birþeyler düþünüp tasarlayabilirsin, ben de katýlmaktan memnun olurum. Kocaman sevgiler. Babacýðým” diyordu





Çevrimdışı Giryân

  • FoRuM Dostu
  • UzMaN ÜYE
  • ****
  • İleti: 1107
  • Teþekkür 8
  • 'Beþer'likten kurtulup 'insan'laþma yolunda yolcu.
Ynt: RacheL CORRÝE
« Yanıtla #1 : 16 Mart 2010, 12:16:31 »
eyvALLAH Shabazz...
ASYALIYIM, BAKMAYIN MAVÝ GÖZLÜ OLDUÐUMA”

Ýnsanlýðýn verdiði þehid..
"Aþk odu evvel düþer ma þûka andan âþýka
Þem i gör ki yanmadan yandýrmadý pervâneyi"
Fuzûlî

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: RacheL CORRÝE
« Yanıtla #2 : 16 Mart 2010, 12:40:27 »

Ne kadar bildik bir sayfa...

Gerçi yeri deðiþmiþ ama konu ve resimler ayný...