Gönderen Konu: Kadir Mýsýroðlu ( 1933-.....)  (Okunma sayısı 550 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

...

  • Ziyaretçi
Kadir Mýsýroðlu ( 1933-.....)
« : 08 Haziran 2010, 15:54:52 »


1933 yýlýnda Trabzon’un Akçaabat ilçesinde doðdu.Trabzon Lisesi’ni,Ý.Ü. Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.Sebil Yayýnevi’ni kurdu.12 Eylül 1980’den sonra bir süre yurtdýþýna çýktý, bilahare yurda döndü.




1933 yýlý Ramazan-ý Þerifi’nin yirmiyedisinde yani “Kadir Gecesi” seher vakti Dünya’ya gelmiþim. O saat mahallemizin Câmii Þerifinde âdet üzere “Seher Mukabelesi” okunuyormuþ. Bu mukalebeyi takib etmekte olan babamýn kulaðýna o anda müjdeyi fýsýldamýþlar ki, tam “Sûre-i Kadir” okunuyormuþ. Bu sebeple ismimin “Kadir” olarak konulmasýný gönlünden geçirmiþ.
Doðduðum ev Akçaabat’ýn Dürbinar (1) Mahallesi’nin “Dere Mahallesi” denilmekle mâruf semtinde iki katlý, ahþap kaðgir karýþýðý bir evdi. Hâlâ ayakta olan bu ev ailenin köyden þehre indiðinde yerleþmiþ olduðu ilk evdir. (2)
Ýsmimin Kadir olarak konulmasýna babaannem itiraz etmiþ ve Dedemin adýný bana vermekte direnmiþ, Dedemin adý aslýnda Kâzým‘mýþ. Fakat güzellik ve yakýþýklýlýðýndan kinaye “Paþa, Paþa…” diye sevilirken Kâzým unutulup Paþa umûmileþmiþ.
Bundan dolayý babaannemi de tatmin maksadýyla bana “Kadir Paþa” adýný vermiþler. Lâkin babam bu ismi nüfusa Paþa’sýz olarak kaydettir miþ. Esasen bir yýl sonra da çýkarýlan bir kanunla paþa sözü diðer bir çok elkabla birlikte yasaklanmýþtýr. Buna raðmen, mahallede hep “Kadir Paþa” olarak anýlagelmiþimdir.Dedemin mezarý Dürbinar mahallesindeki aile kabristaný-mýzdadýr. 1975 yýlýnda vefat eden babam 1991 sonlarýnda vefat eden vâlidem ve diðer akrabalarýmýz da orada yatmaktadýr. (3)
Vâlidem Sâriye Haným da ebâecdad Akçaabatlý olup kazanýn en eski ve mâruf âilesi “Hacýsâlihoðullarý” ndandýr. (4)
Vâlidemin anlattýðýna göre hiç ana sütü emmediðimden, çocukken gâyet cýlýzmýþým. Hatta bu sebeble dört yaþýna kadar yürüyememiþim. Bir gün kapýya gelen dilenci kýlýklý biri Vâlideme:
” - Bu çocuk neden hep oturuyor?”diye sormuþ. vâlidem de cýlýzlýktan yürüyemediðimi izah edince adam:
” - Siz buna bir kurban kesiniz, kurbanýn kanýyla kendisini belden aþaðýya yýkayýnýz, kan vücûdunda üç gün kalsýn. Üç gün sonra normal su ile yýkayýp kanlarý temizleyiniz. ALLAH (c.c.)’ýn izniyle yürür!..” demiþ.

Vâlidem kendisine bi, ikram için odaya girip çýktýðýnda kapýdaki bu zatýn kaybolduðunu görmüþ. Bu iþte bir fevkalâdelik olduðunu düþünerek o gün adamýn dediðini yapmýþ ve böylece yürümüþüm.
Cýlýzlýðým sebebiyle yedi yaþýma bastýðýmda mektebe gönderilmedim. Bu husustaki yalvarmalarým fayda vermedi. Bir yýl sonra yani, sekiz yaþýnda Akçaabat Merkez Ýlk Mektebi ‘ne baþladým. Ýslâm aleyhtarlýðýnýn en þiddetli bir sûrette yürütüldüðü zamandý. Mektebe baþlamadan önce Kur’an Hocasý’na gitmiþtim. Hocanýn defaatle Jandarmalar tarafýndan basýlmasý yüzünden, ancak bir hatim indirebildim.
Ýlk tahsilimi tamamýyla bu Merkez Ýlk Mektebi ‘nde bitirdim. O sene kazamýzda bir ortamektep yapýlmasýna baþlanmýþ fakat bitirilmemiþti. Babamsa beni okutmak istemiyordu. Bu sebeble devre arkadaþlarýmdan bazýlarý orta mektep tahsili için Trabzon’a gittikleri halde, babam beni bir terzi yanýna çýrak olarak verdi. Fakat benim böyle bir iþle vakit geçirmeye hiç de niyetim yoktu. Bu bakýmdan sýk sýk terzi dükkânýndan kaçýyordum. O sýralarda baþta Hz. Ali cenkleriyle ilgili kitaplar olmak üzere, ne bulursam okuyordum. O derece ki, her an elimde kitap bulunduðundan söylenen söz kulaðýma girmez, bana havale edilen iþleri yanlýþ yapardým. Bir gün böyle bir halime kýzan vâlidem biriktire-bilðidim bütün kitaplarý avluya dökerek yakmýþtýr. Bu kadar anormal okuma hevesimin sonunda þuurumun bozulacaðýndan korkuyorlardý.
Ertesi yýl ortamektep ikmal edildi. Talebeler kaydolmaya baþladýlar. Babam beni okutmamak için hâlâ direniyordu.

” - Bir tek oðlum var, okuyup da memur olur giderse ocaðým söner” diyordu. Lâkin saðýn, solun zorlamasý, hocalarýmýn baskýsý neticesinde O’nun mukavemetini kýrabildik. Böylece yirmibir numara ile Akçaabat Orta Mektebi‘ne en son kaydolan bir talebe olabildim.
O yýl (1947) Büyük Doðu ile tanýþtým. Ýlk mektepten itibaren parlak bir talebeydim. Hocalarým beni el üstünde tutarlardý. Hariçten ne bulabildimse okumam sebebiyle dâima sýnýf arkadaþlarýmýn üstünde bir seviyem vardý. Büyük Doðu, CHP, M. Kemal Paþa ve inkýlâplara bakýþ açýmýn teþekkül etmesinde mühim bir merhale oldu. Esasen öteden beri evimizin dindar havasýnda bunlar menfur ilân edilmiþ olduklarýndan bende, bu istikamette bir temâyülün ilk nüvesi mevcuttu.

Orta mektep ikinci sýnýfda okurken (1948) sýnýf arkadaþlarýmla vâki bir münakaþa mektep dýþýndan idareye aksettirilmiþ ve bundan dolayý bir haftalýk “Tard-ý muvakkat” yani geçici uzaklaþtýrma cezasý almýþtým. Sebap gâyet basitti : Bu münakaþanýn mevzuu M. Kemal Paþa’nýn þahsiyet ve hareket-leriydi. Bu hususta serdettiðim fikirler, idarece suç telakki edilmiþ ve bir hafta mektepten uzaklaþtýrýlmýþtým. Eðer fevkâlâde zeki bir talebe olmasaymýþým, beni büsbütün kovacaklarmýþ. Babam bu ceza iþiyle hiç alâkadar olmadý. Belki de kovulmadýðýma üzülmüþtür. Lâkin bu sûretle baþlayan yakýn tarihimizle alâkalý bir bakýþ açýsý, zamanla geliþecek, hayat ve mücâdelemin hâkim çizgisini teþkil edecekti.

Hafta sonlarý, Trabzon’a gidip gelmeye baþladým. Trabzon lisesi’nde ve Trabzon Muallim Mektebi’nde bazý milliyetçi arkadaþlar edindim. Bunlar vasýtasýyla Sebilürreþad ve Serdengeçti mecmualarýndan haberdar oldum.
O sýrada güdümlü demokrasi mücâdelesinin hýzlanmasýyla dindar insanlar da milliyetçilik adý altýnda yavaþ yavaþ fikirlerini izhar etmeye baþlamýþlardý. Bu sebeple üç-beþ sayý çýkýp batan birkaç sayfalýk gazete ve dergiler görülüyordu. Bunlarýn her birinden birþey kapmýþýmdýr.
1950 yýlýnda Trabzon Lisesi’ne baþladýðým zaman, þahsiyet ve fikirlerim ana hatlarýyla tebellür etmiþ bulunuyordu. Kendime göre fikrî bir muhitim de vardý. Sýk sýk anma günleri yapar, Mehmed Akif, Kâzým Karabekir ve hatta Mareþal Fevzi Çakmak için bile mevlüd okutmaya kadar varan, alâkalar içinde davayý terennüm etmeye çalýþýyordum ki; bunlardan bazýlarý mahallî gazetelere de aksetmiþtir.
Bu sýrada dört küçük milliyetçi teþekkülün birleþmesiyle vücud bulan “Türk Milliyetçiler Derneði” nin Akçaabat Þubesi’ni açtým ve 1953 yýlýnda DP hükümetince basit bir bahane ile kapatýlýncaya kadar baþkanlýðýný deruhte ettim. En yakýn arkadaþým bilâhere 27 Mayýs Ýhtilâli hengâmmda öldürülen Özdemir Kazancýoðlu idi. O’nunla gece gündüz beraberdik.

Trabzon Lisesi benim için islâmî mücâdele bakýmýndan dört fýrtýnalý yýl olarak geçmiþtir. O zamanlar liseler dört yýldý. Heyecan ve asabiyetim had safhada olduðundan, nasýl olup da o mektebi bitirebildiðime hâlâ þaþarým.
1953 yýlýnda Ýstanbul’un Fethi’nin beþ yüzüncü yýldönümü dolayýsýyla yapýlan kompozisyon yarýþmasýný kazanarak bir güzel dolmakalem mükâfat olarak aldým.

Bütün lise hayatým boyunca iki dindar hocayla karþýlaþabilmiþim. Bunlar coðrafya muallimi merhum Ýsmail Hakký Berkmen ile halen hayatta olan Ahmet Saka Bey’lerdi. Ýdâre ve müdürümüz dindarlýk ve milliyetçiliðe haþin bir sûrette karþýydý. Bundan dolayý pek çok kereler disiplin kuruluna girip çýkmak mecburiyetinde kalmýþýmdýr. Bu arada binbir güçlükle temin edebildiðimiz namaz odasýna asýlmýþ olan bir takvimin kartonundaki M. Kemal Paþa resmini yýrtma sebebiyle üç gün “Tard-ý muvakkat” cezasýna çarptýrýlýþým zikre deðer. Bilahere büyütülen bu hâdise yüzünden, mezûniyet ve olgunluk imtihanlarý arasýnda tamamen mektepten uzaklaþtýrýlma cezasýna çaptýrýldým. Ayrýca, güya beni himaye etmiþ olmak töhmetiyle o zamanýn baþmuavini Ýsmail Hakký Berkmen ve edebiyat muallimi Kaya Bilgegil (sonradan Profesör) de altý ay vekâlet emrinde kalmak sûretiyle iz’ac olunmuþlardýr. Ben de müteakip imtihanlar için Giresun’a gittim. O zaman olgunluk imtihaný dört dersten yapýlýrdý. Sualler Bakanlýktan ge¬ lirdi. Yolda imtihanlarýn birini kaçýrmýþtým. Diðerlerini Giresun’da vermiþtim. Kaçýrdýðým imtihan için 1954 Ekimi’nde Erzurum’a gittim. Bu dersin imtihanýný da Erzurum Lisesi’nde vererek nihâyet lise mezunu olabildim.

Lâkin lise devremdeki mücadeleler tâfsilatýyla okunmaya deðer mâhiyet-tedir. Davamýzýn o günkü þartlarýnýn anlaþýlmasý bakýmýndan hâiz-i ehemmiyet olan bu devreyi, çeþitli yönleriyle anlatan “Geçmiþ Günü Elerken I-II” serlev-halý esere bakýlabilir.
Artýk yüksek tahsil için Ýstanbul’a gitmem gerekiyordu. Babamýn bu husustaki muhalefetini bertaraf etmek kolay olmadý. O sýrada mahallemizde bir kýz delirmiþti. Okuma arzusuna set çekildiði için delirdiði þâiasý babamý biraz yumuþatýr gibi oldu. Lâkin para vermeyerek Akçaabat’tan ayrýlmamý önlemeye çalýþýyordu. Zavallý anacaðým ayný zamanda terzilik eder, þuna buna dikiþ dikerdi. Yediyüz lira para biriktirmiþ imiþ. Bunu bana verince, son müþkül de hallolmuþ oldu.

Üç günlük bir vapur yolculuðundan sonra 6 Ekim 1954′te Ýstanbul’a ayak bastým. Her taraf bayraklarla donatýlmýþtý. Ýstanbul’un düþman iþgalinden kurtuluþ yýldönümü imiþ. Boðazý hayranlýkla seyrederek Galata’da karaya ayak bastým. Bir müddet Edirnekapý’daki eniþtemin yanýnda, bir müddet de Fatih Sarýgüzel’deki babamýn teyzesi yanýnda kaldým. Hukuk Fakültesi’ne kaydýmý yaptýrarak bilahere Trabzon Liselerinden Yetiþenler Cemiyeti‘nin Soðanaða semtindeki yurduna yerleþtim.
Fakülte hayatým lisedekinin birkaç katý daha hareketli ve mücâdeleli geçti. Bunun bir kýsým tafsilâtýný da yine “Geçmiþ Günü Elerken” adlý eserimde bulabilirsiniz. Ehemmiyetli olaný bir taraftan çalýþarak, diðer taraftan da okumak sûretiyle fakülteyi yürütmüþ olmam ve dava için uðraþmaktan bir an bile geri durmamamdý. Trabzon Liselerinden Yetiþenler Cemiyeti‘nin yurdundaki ikâmetim bir yýl sonra o cemiyetin baþkanlýðýný yapmamý ve bu baþkanlýkta yurtçuluk mes’elesini öðrenmemi intaç eylemiþtir. Üniversite talebeliðim esnasýnda yedi talebe yurdu açýp çalýþtýrmýþýmdýr ki bunlarýn en meþhurlarý “Vefa”, “Seyhan”, “Karadeniz” ve “Yýldýz” Talebe Yurdlarýdýr. Dava yönünden genç insanlarla meþgul olmak için en müsâid müessesenin yurd olduðunu ilk keþfeden benim, desem herhalde yanlýþ olmaz, o derecede ki mâhud dönme Ahmed Emin Yalman o tarihlerde vatan gazetesinde bu faaliyetimden dolayý aleyhime bir baþ yazý yazmýþtýr.
1961 yýlýnda Aynur (Aydýnaslan) ile evlendim. Sýrasýyla Abdullah Sünusi (1963) Fatýma Mehlika (1965) Mehmed Selman (1973) isimli üç çocuðumuz oldu.
Fakülte yýllarýndan itibaren neþriyat ve konferanslar vermeyi hýzlandýrarak hukukçuluktan çok tarihçiliðe meylettim. Yakýn tarihimiz üzerindeki araþtýr-malar daha çok alâkamý celbediyordu. Vâsýl olduðum kanaatleri, izhar ve ifadenin kanûnî güçlüklerine raðmen yazýp söylemekten geri kalmadým. Daha önceleri çeþitli mecmua ve gazetelerde çoðu müstear adlarla yazýlar yayýn-lamýþtým. Öz adýmla matbuat âleminde ilk görünüþüm 1948 yýlýndadýr. Bu çocuksu bir þiirdir ve Yeni Polathane Gazete’sinde yayýnlanmýþtýr. Polathane, Akçaabat’ýn eski adýdýr. Fakülte yýllarýmda merhum Ýlhan Darendelioðlu‘nun çýkarmakta olduðu Toprak Dergisine de Mehmed Meriçgiller nâm-ý müsteari ile birkaç yazý yazmýþtým.
Ýlk eserim Lozan Zafer mi, Hezimet mi ? adlý araþtýrmanýn birinci cildidir. Ýlk tabý 1964 yýlýnda yapýlmýþtýr. Ayný yýl “SEBÝL YAYINEVÝ”ni kurmuþtum. Bu eser yayýnevinin ilk kitabý oldu. 1970 yýlýndaki geniþletilmiþ ikinci tabý 5816 sayýlý “Atatürk Aleyhinde Ýþlenen Suçlar Hakkýnda Kanun”na istinaden toplattýrýlmýþ, hakkýmýzda dava açýlmýþ ve bu dava 1974 umûmî affý ile bir karara iktiran etmeksizin düþmüþtür.

1970 yýlý ocak ayýnda Ýstanbul Milli Türk Talebe Birliði‘nde “Harf Ýnkýlâbý” ile alâkalý bir konferansým dava mevzuu yapýlarak hakkýmda Eski-þehir Örfî Ýdare Askerî Mahkemesi‘nce yedi sene hapis beþ sene amme haklarýndan men ve yirmi ay sürgün cezasý verilmiþtir. Hem kanunî ikamet-gâhým ve hem de konferansýn verildiði yer Ýstanbul olduðu halde, Eskiþehir’in bir selâhiyet tecâvüzü ile bu davaya bakmasýndaki garabet ve hukukun de-faatle nasýl çiðnenmiþ olduðunu göstermek için ciltler dolusu yazmak gerekir. Þâhidlerin hapsedilmesinden tutunuz da, askerî þahýslarýn kendi fiilleri ha-kkýnda þahid olarak dinlenmelerine ve hatta önce beraat olarak yazýlmýþ olan kararýn kumandan ÝrfanÖzaydýnlý’nýn baskýsýyla yýrtýlýp yedi sene hapse tahvil edilmesine kadar nice nice kanunsuzluklarýn sergilendiði bu macerayý - inþALLAH - müstakil bir eser halinde kaleme alacaðým.
Hükmedilen cezanýn infazý Eskiþehir Sivil Cezâevi‘nde baþlayýp Ýstanbul Saðmalcýlar Cezaevi, ve Bakýrköy Akýl Hastahânesi Adlî Servis merhale-lerinde geçtikten sonra Cerrahpaþa Hastahânesi Psikiyatri Kliniði‘nden 1974 Yýlý Mayýsýnda çýkarýlan umûmî afla nihayete ermiþtir. Lâkin bu benim ilk hapse-diliþim deðildir. Merhum Necip Fazýl Bey‘le yakýnlýðým dolayýsýyla resmî bir sürü istintak geçirmiþ ve nihayet 27 Mayýs 1960 Ýhtilâli’nden sonra hapsin hem de “Kýzgýn Askerler” kontrolündeki en þiddetli nev’ini tatmýþtým. Aziz Nesin‘le Nâdir Nâdi arasýndaki bir kalem münakaþasýndan baþlayýp garip þekiller geçir-dikten sonra benim Bursa’da Çekirce Kaplýcalarý‘ndan alýnýp Ýstanbul’a getirilmem, Ýstanbul Harbiye Binasýndaki hücrelerden birine hapsedilmem, bilâhere Balmumcu Askerî Kýþlasý‘ndan tahliye edilmemle ilgili tafsilât da müstakilen yazýlmaya deðer mâhiyettedir.
1964 yýlýnda “Sebil Yayýnevi“ni kurup kendimi tamamen neþriyata verdim. 1970 yýlýnda Harf Ýnkýlâbý ile ilgili mezkûr konferansým yüzünden, mâruz kaldýðým hapsedilme macerasýndan sonra yine ayný iþe devam ettim ve 1976 yýlý baþýndan itibaren haftalýk olarak Sebil Dergisi‘ni çýkarmaya baþladým. Bu dergideki yazýlarýmdan dolayý kýsa bir müddet sonra hakkýmda M. Kemal Paþa ile ilgili mâhud kanun ve 163. maddeye istinaden sayýsýz dava açýlmasý üzerine yeniden hapse girmeyi bertaraf etmek ümidiyle 1977 umûmî seçimlerinde MSP’den Trabzon mebus namzedi oldum. Listede ikinci sýraya konulmam sebebiyle kazanamadým. Ertesi yýl ayný partiden Ýstanbul senato namzedi oldum. Yine ikinci sýraya konulmuþ olduðum için kazanamadým.

1978 yýlýnda MSP Merkez Umûmî Heyeti‘ne (Genel idare Kurulu) seçildim. Bu vazifedeyken 12 Eylül 1980 Ýhtilâli oldu ve 13 Ekim 1980 tarihinde bütün merkez Umûmî Heyeti hakkýnda tevkif kararý verildi. Bunun üzerine hakkýmda daha evvel açýlmýþ olan davalarýn, MSP davasýyla birleþmesinden doðacak psikolojik aðýrlýktan kurtulmak isteyen bazý arkadaþlarýmýzýn ýsrarý sebebiyle yurtdýþýna çýktým, Almanya’da ikâmet hakkým olduðundan Frankfurt’a yerleþtim.
Böylece vatan-ý azizimden ayrýldýðým zaman, arkada otuzdan fazla aðýr cezalýk dava býrakmýþ durumdaydým. Bilâhere çoluk çocuðumu yanýma getirttim. Almanlarýn benden gayrýsýna oturma müsâdesi vermemesi üzerine, hep birlikte Ýngiltere’ye geçtik.

Gurbete hazýr deðildim. Mâlî imkânlarým mahduddu. Bu sebeble gâyet sýkýntýlý bir gurbet çilesi içinde boðuþurken 1983 yýlý baþlarýnda gazete, radyo ve televizyon anonslarýyla yurda dönmeye dâvet olundum. Dâvete icabet etmediðimden bilâhere Türkiye Cumhuriyeti Vatandaþlýðý‘ndan tard edildim. Bu sebeble Ýngiltereden siyasî iltica hakký istedim. Bunun için 7 Eylül 1983 tarih ve 18158 numaralý kararýn yayýnlandýðý Resmî Gazete’yi göstermem kâfî geldi. Daha sonra ecdaddan kalma gayri menkullerim hazinece haraç - mezat sattýrýldý. Bu yetmiyormuþ gibi 1984 yýlýnda da kitap depomuz yaktýrýlarak iktisaden çökertilmem için elden geleni yaptýlar.
Çoluk çocuðumla Londra’da oturmaktayken geçimimi saðlayacak bir iþ kuramadýðýmdan bir buçuk yýl sonra iþ ve geçim mecburiyeti beni tekrar Almanya’ya dönmeye zorladý. Böylece “Gurbet Ýçinde Gurbet” denilebilecek bir çile çemberi içinde günlerimi geçirmek kaderimin garip bir cilvesi olmuþtur.
1991 Yýlýnda çýkarýlan Terör Kanunu” ile TCK.ndan mâhud 163.madde çýkarýlýnca aziz vatana avdet edebildim.

Yayýnlanmýþ olan eserlerimin tam bir listesi iþbu yazýnýn altýnda mevcudtur. Ancak fazla emek vermediðim bazý eserlerde Cüneyd Emiroðlu müsteâr adýný kullandýðýmý hatýrlatmak isterim.


ESERLERÝ
Araþtýrmalarý:Lozan Zafer mi Hezimet mi 1-2,Yunan Mezalimi, Macar Ýhtilali,Amerika’da Zenci müslümanlýk Hareketi,Kurtuluþ Savaþýnda Sarýklý Mücahitler, Moskof Mezalimi,,Musul Meselesi ve Irak Türkleri,Ali Þükrü Bey,Osmanoðullarý’nýn Dramý,Türkçe, Ýslam Yazýsýna Dair, Üstad Necip Fazýl’ý Anarken,Üç Hilafetçi Þahsiyet, Geçmiþ Günü Elerken 1-2
Romanlarý:Kanlý Düðün, Uzunca Sevindik, Kýrýk Kýlýç.

insan

  • Ziyaretçi
Ynt: Kadir Mýsýroðlu ( 1933-.....)
« Yanıtla #1 : 09 Haziran 2010, 00:10:26 »
Hayatým roman misali...

Resim davasýna ragmen iyi okumasýna izin verilmiþ..