Gönderen Konu: CuMA NotLaRý/16-Ümmetin "Veba"sý:VEHHABÝLÝK/5-bozuk ve aykýrý yönleri  (Okunma sayısı 647 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı __MiM__

  • Moderatör
  • __HiÇ__
  • ***
  • İleti: 9638
  • Teþekkür 51
Vehhabiler, Resulullahý övmeye, Ondan þefaat istemeye þirk, böyle yapan müslümanlara müþrik, yani kâfir damgasýný basarlar. Resulullahý metheden imam-ý Busayri’nin (Kaside-i bürde)sinden örnek vererek, (Bu sözler ALLAH’tan baþkasýný övmektir, þirktir) derler.

Resulullahý, ALLAHü teâlâ övmüþtür. Bu övgüden ancak ALLAH’ý sevmeyen rahatsýz olur. Kendisi de, kendisini överek, ALLAHü teâlânýn kendisine ihsan etmiþ olduðu nimetleri saymýþtýr.

Bu övmeleri, o kadar çoktur ki, Busayri hazretlerinin övmesi, onlarýn yanýnda hiç kalmaktadýr. Resulullahý övmek ibadettir. Eshab-ý kiramýn hepsi övmüþlerdir. Bunlardan Hassan bin Sabit ve Ka’b bin Züheyrin uzun methleri meþhurdur. Ka’b bin Züheyr, Banetsü’ad kasidesinde, Busayri’den daha çok övmüþtü. Resulullah, bunu beðenip, Ka’býn önceki kusurunu af buyurmuþ ve mübarek hýrkasýný ona hediye etmiþti. Bu hýrka-i seadet, þimdi Ýstanbul’da Topkapý sarayýndadýr.

Ýmam-ý Muhammed bin Said Busayri sofiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Þazili olan Ebul-Abbasi Mürsi’nin yetiþtirdiði Evliyadandýr. Ebül-Abbasi Mürsi de, Ebül-Hasen-i Þazili’nin talebesidir. 695 [m. 1295] ‘de Mýsýr’da vefat etmiþtir. Kendisine felç hastalýðý geldi. Bedeninin yarýsý hareketsiz kaldý. Resulullaha tevessül edip, insanlarýn en üstününü öven meþhur kasidesini hazýrladý. Rüyada Resulullaha okudu. Çok hoþuna gidip arkasýndan mübarek hýrkasýný çýkarýp, imama giydirdi. Bedeninin felçli olan yerlerini mübarek eli ile sýðadý. Uyanýnca, bedeni saðlam idi. Hýrka-i seadet de arkasýnda idi. Bunun için, bu kasideye Kaside-i bürde denildi. Bürde, hýrka, palto demektir.

Ýmam-ý Busayri sevinerek, sabah namazýna giderken, salah ve zühd ile meþhur bir zata rastladý. Ýmama, kasideni dinlemek isterim dedi. Benim kasidelerim çoktur. Hepsini herkes bilir dedi. Kimsenin bilmediði bu gece Resulullaha okuduðunu istiyorum deyince, bunu hiç kimseye söylemedim. Nerden anladýn dedi. O zat da, imamýn rüyasýný, olduðu gibi haber verdi. Vezir Behaeddin bu kasideyi iþitince, hepsini okutup, saygý ile ayakta dinledi. Hastalara okununca, iyi olduklarý, okunan yerlerin dertlerden, belalardan emin olduklarý görüldü. Faydalanmak için, inanmak ve halis niyet ile okumak lazýmdýr.


Vehhabi Feth-ul- mecid kitabýnýn önsözünde, (Süud torunu Abdülaziz tevhidi yeniledi. Arabistan yarým adasýna sulh ve emniyet getirdi. Oðlu Süud da, geçmiþlerinin yoluna hayat verdi. Hulefa-i raþidinin yolunu açtý) diyor. Süud oðullarýnýn kýlýçlarýnýn keskin olmasýna dua ediyor. Yunanistan’da, Atina’nýn en lüks otellerinde, yüzlerce gayrý meþru cariye ile, Yunan kýzlarý arasýnda, yýllarca sefalet, içki ve fuhuþ âlemleri sürerek 1964 yýlýnda zevk, safa, iþret içinde ölen Süudü ve dedelerini övmek için (hayat verdi, yol açtý) gibi methiyeler söylemesi, ondan yardým dilemesi þirk, suç olmuyor da, imam-ý Busayri’nin, ALLAHü teâlânýn sevgili Peygamberini övmesi, o yüce Peygamberin, mahluklarýn en yüksek derecesinde olduðunu bildirmesi, (Her istediðini vereceðim) müjdesi ile þereflenmiþ olan o en yüksek Peygamberden yardým ve þefaat istemesi, suç ve þirk oluyormuþ!

Utanmadan bu yazýlarý, din kitabý diyerek müslümanlarýn önüne sürmektedir. Gençleri aldatmak, mezhepsiz yapmak için, Ýslam âlimlerine, müslümanlarýn gözbebeklerine, müþrik, sapýk demekten haya duymamaktadýr. Hadis-i þeriflerde, Resulullahýn kendi yüksek makamýný anlatmasýna, acaba ne diyecektir. Peygamberlerin seyyidi, gelmiþ gelecek, bütün insanlarýn en üstünü olduðunu bildirdiði için, o þerefli Peygambere de, (hâþâ) kirli kalemini bulaþtýrmak küstahlýðýný mý yapacak?

Vehhabi yazar, binlerce müslümaný þehid etmiþ olan zalimleri övüyor. Onlarýn, masum kanlarý damlayan kýlýçlarýný, Ýslam mücahidlerinin mübarek kýlýçlarýna benzetiyor da, ALLAHü teâlânýn yüce Peygamberini övmeyi de, puta tapanlarýn putlarýný övmelerine benzetiyor. Resulullahý övenlere müþrik damgasý vuruyor. Kâfirler putlarýný halýk, mabud [yaratýcý, tanrý] olarak övmüþtü. Böyle övmek ancak ALLAHü teâlâ için olur. Müslümanlar, yalnýz ALLAHü teâlâyý böyle över. Resulullahý överek mahluklarýn en üstünde olduðunu bildiririz. Resulullaha aþýk olan, Onu çok öven, Ýslam âlimlerinin hiçbiri, o yüce Peygamberi halýk ve mabud derecesine çýkarmamýþ. ALLAHü teâlâyý över gibi övmemiþtir. Bu kitabý yazan, hak ile bâtýlý birbirinden ayýramýyor. Kitabýný, kâfirleri bildiren âyet-i kerimelerle ve hadis-i þeriflerle doldurmuþ. Bunlara yanlýþ manalar vererek, Ýslam âlimlerine saldýrmakta, tasavvuf büyüklerine, ALLAHü teâlânýn sevdiði müslümanlara müþrik ve kâfir demektedir. Bu vehhabi kitabýný okuyanlar, her sayfasýndaki âyet-i kerimeleri ve hadis-i þerifleri görerek aldanmakta, bunlara verilen bozuk manalarý doðru sanarak felakete sürüklenmektedirler.

Vehhabilerin bozuk yönleri

Vehhabiler, ALLAH’ý insana benzeterek (ALLAH Kürsüye oturmuþtur) diyorlar. (Feth-ul-Mecid, Abdurrahman bin Muhammed bin Abdulvahhab. s.256. Darusselam Yayýnevi Riyad)
Vehhabi Ýbni Baz diyor ki:
ALLAH hakkýnda, organ ve cismi reddetmek yanlýþtýr. (Tenbihat firreddi ala men teevveles-sýfat Ýbni Baz s.19 Müftülük Genel Baþkanlýðý. Riyad)
ALLAH, kendisinin suretine benzeyen insaný yarattý. (Ýman ehlinin Âdem’in Rahman suretinde yaratýlmasýyla ilgili akidesi [Ýbni Baz bu kitabý övdü], Mahmud el-Tuveyciri s.76 Dar el-Liva, Riyad)


ALLAHü teâlâ ne Arþ’a ne de Kürsü’ye oturmaz; çünkü oturmak insanlarýn sýfatlarýndandýr. ALLAHü teâlâ hâþâ cisim deðildir, uzuvlardan da münezzehtir. Yarattýklarýna da kesinlikle benzemez. Bir âyet-i kerime meali:
(O’nun eþi ve benzeri yoktur) [Þura 11]
(Eli var, ayaðý var, oturur, kalkar) gibi yapýlan her türlü benzetmeler, bu âyet-i kerimeye aykýrý olur.

ALLAH yukarýdan aþaðýya ve aþaðýdan yukarýya hareket eder. (Fetava-i el-Akideh, s.742) derler vehhabiler:

Bu da, (O’nun eþi ve benzeri yoktur) mealindeki âyet-i kerimeye aykýrýdýr.
(Tatarhaniyye) fetva kitabýnda, (Milel ve Nihal) kitabýnda ve bütün muteber kitaplarda (Mücessime) ve (Müþebbihe) fýrkalarý gibi, (ALLAHü teâlâ cisim gibidir. Arþ üzerinde oturur, iner, yürür) gibi hususlara inananlarýn kâfir olduklarý yazýlýdýr.

ALLAH’ýn kelamý harf ve sesledir. ALLAH’ýn kelamý neviyle kadim, efradýyla hadis yani sonradan meydana gelmiþtir. (Fetavel Akideh s. 72; Nazarat ve Takibat ala ma fi kitap es-Selefiyye, s.23, Riyad) diye iddia ederler:

Mevlana Halid-i Baðdadi hazretleri buyuruyor ki:
ALLAHü teâlânýn kelam sýfatý ezelidir. Hiç deðiþmez. Harfli, sesli deðildir. Emir, yasak, haber vermek gibi ve Arapça, Farsça, Ýbranice, Türkçe, Süryanice olmak gibi deðiþmesi yoktur. Böyle þekiller almaz, yazýlmaz. Zihin, kulak ve dil gibi aletlere, vasýtalara muhtaç deðildir. Hangi dil ile söylemek istense, söylenebilir. Böylece, Arapça söylenirse, Kuran-ý kerim denir. (Ýtikadname)

Ehl-i sünneti tekfir ediyorlar. (Essuhubul Vabile s.39, Acaibul Asar 7/146)

Müslümaný tekfir etmek küfür olur. Ýki hadis-i þerif meali þöyledir:
(La ilahe illALLAH diyene, iþlediði günahlardan dolayý kâfir demeyin! Buna kâfir diyenin kendisi kâfir olur.) [Buhari]
(Mümine kâfir diyenin, kendisi kâfir olur.) [Buhari]


Cehennem yok olacak ve kâfirlerin azaplarý sona erecek. (El-kavlul-Muhtar Lifenai el-Nar, Ateþin Faniliði Ýçin Seçkin Söz, Abdulkerim Elhamid. S.7 Riyad) diye iddia ederler...

Fikir babalarý Ýbni Teymiyye de, kâfirlerin Cehennemde sonsuz kalacaðýný inkâr ediyor. Cehennem sonsuzdur, kâfirler orada sonsuz kalýrlar. Ýki âyet-i kerime meali þöyledir:
(Cehennemde temelli kalýrlar, azaplarý hafifletilmez ve geciktirilmez.) [Al-i Ýmran 88]
(Orada devamlý kalýrlar, azaplarý hafifletilmez, kurtuluþ ümitleri de yoktur.) [Zuhruf 75]

Âdem ne nebi, ne de resuldür. (Peygamberlere Cümleten Ýman etmek, Abdullah bin Yezid, El-Mekteb El-Ýslami, Beyrut) derler:

Ýki âyet-i kerime meali:
(ALLAH birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem’i, Nuh’u, Ýbrahim ailesi ile Ýmran ailesini [Peygamber] seçip âlemlere üstün kýldý.) [Al-i imran 33]
(Ýþte bunlar, ALLAH’ýn kendilerine nimetler verdiði Peygamberlerden Âdem’in soyundan, Nuh ile birlikte [gemide] taþýdýklarýmýzdan, Ýbrahim ve Ýsrail’in soyundan, doðruya ulaþtýrdýðýmýz ve seçkin kýldýðýmýz kimselerdendir.) [Meryem 58]
Ýki hadis-i þerif meali:
(Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselamdýr.) [Taberani]
(Resullerin ilki Âdem, sonuncusu ise Muhammed’dir. Ýsrail oðullarýnýn nebilerinin ilki Musa ve sonuncusu Ýsa’dýr. Kalem ile yazan ilk Peygamber ise Ýdris’tir.) [Hakim-i Tirmizi]
Ýmam-ý a’zam hazretleri de buyuruyor ki:
Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam, sonuncusu Muhammed aleyhisselamdýr. (Fýkh-ý ekber)

Ebu Leheb ve Ebu Cehil bile, la ilahe illALLAH Muhammedün Resulullah dediði halde, evliya ile tevessül eden Müslümanlardan daha çok muvahhid ve imanlarý daha ihlâslýdýr. (Tevhidi nasýl anlarýz? Muhammed Baþemil s.16, Riyad) derler:

Evliya düþmanlýðýnda ne kadar ileri gitmiþler. Ebu Cehil ve Ebu Leheb kâfirleri hâþâ muvahhid ve mümin deðildir, Cehennemliktir. Bir âyet-i kerime meali:
(Ebu Leheb alevli ateþte yanacaktýr.) [Leheb 3]
Bedir’de Ebu Cehilin baþý getirildiðinde, Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Ey ALLAH’ýn düþmaný, seni zelil eden ALLAHü teâlâya hamd olsun! O, bu ümmetin, Firavunu idi.) [Ý. Ahmed]

Eþ’ariler ve Maturidiler Ehl-i sünnet vel cemaat olarak adlandýrýlmayý hak etmez. (Ýslam’da Meþhur Müceddidler. Ýbni Teymiye ve Muhammed bin Abdulvehhab s.23 Müftülük Genel Baþkanlýðý, Riyad)
Yukarýdaki âlimler, Eþ’arileri tekfir etmiþtir. (Feth-ul-Mecid, Abdurrahman bin Muhammed bin Abdulvahhab. s.353 Darusselam Yayýnevi Riyad)


Eþ’arileri tekfir etmek Ehl-i sünneti tekfir etmektir. Ýslam âlimlerinden Taþköprüzade þöyle yazmýþtýr:
(Ehl-i sünnet vel-cemaatýn kelam ilmindeki reisleri iki zattýr. Bunlardan birisi Hanefi, diðeri Þafii’dir. Hanefi olaný, Ebu Mensur Matüridi, Þafii olaný ise Ebül Hasen el-Eþari’dir.)
Zebidi de þöyle demiþtir:
(Ehl-i sünnet vel-cemaat ismi geçince, Eþariler ve Matüridiler kastedilir.)


ALLAHümme salli ala Muhammed týbbil-kulubi ve devaiha ve afiyetil ebdani ve þifaiha ve nuril-absari ve diyaiha sözü þirktir. (Tevhide Nasýl Hidayet Oldum, Muahmmed Cemil Zeno, s. 83, 89 Darul-Feth Al-Þarika) dediler:


Resulullaha salevat getirmeye þirk denmesi de çok çirkindir. Bir âyet-i kerime meali:
(ALLAH ve melekleri, Resule salevat getiriyor. Ey iman edenler, siz de, teslimiyetle, ona salevat getirin.) [Ahzab 56] (ALLAH’ýn salevat getirmesi yani salât etmesi rahmet etmek, meleklerinki dua etmek, müminlerinkiyse Onun þefaatini talep etmektir.)
Üç hadis-i þerif meali de þöyledir:
(Bana bir salât getirene, ALLAH ve melekleri yetmiþ salât getirir.) [Ý. Ahmed]
(Þefaatime en layýk olan, bana en çok salât okuyandýr.) [Tirmizi]
(Bana çok salevat getirenin dertleri gider, günahlarý affolur.) [Tirmizi]


La ilahe illALLAH diye zikretmek bid’at ve þirktir. (Yasak Halkalar, Husam el-Akkad.s .25 Dar el-Sahaba, Tanta) diye iddia ederler:



Zikre þirk demek kadar büyük sapýklýk olmaz. Üç âyet-i kerime meali þöyledir:
(Kalbler ancak ALLAH’ýn zikriyle huzur bulur.) [Rad 28]
(ALLAH’a ve ahiret gününe [inanýp] kavuþmayý arzulayanlar ve ALLAH’ý çok zikredenler için Resulullah elbette güzel bir örnektir.) [Ahzab 21]
(Rahmân’ý zikirden yüz çevirene, yanýndan ayrýlmayan bir þeytan musallat ederiz.) [Zuhruf 36]
Üç hadis-i þerif meali de þöyledir:
(Zikrin efdali, La ilahe illALLAH, duanýn efdali de elhamdülillahtýr.) [Tirmizi]
(La ilahe illALLAHý çok söyleyerek imanýnýzý tazeleyin!) [Taberani]
(Günde yüz defa La ilahe illALLAH diyenin yüzü kýyamette ayýn 14 ü gibi parlar.) [Taberani]


Yahudilerden önce tasavvufla savaþýn; çünkü onlarda Mecusi ruhu vardýr. (El-Mecmua el-Mufid min akidet el-tevhid, s.102 Mektab Darül-fikr, Riyad) diyecek kadar ileri gittiler.


Bir hadis-i þerif meali þöyledir:
(ALLAHü teâlânýn, kalbime doldurduðu feyzlerin, nurlarýn hepsini Ebu Bekr’in kalbine akýttým.) [Mektubat-ý Masumiyye]
Hazret-i Ebu Hüreyre de buyuruyor ki:
(Resulullahtan iki türlü ilim öðrendim. Bunlardan birini sizlere bildirdim. Ýkincisini söylersem, beni öldürürsünüz.) [Buhari]
Ýmam-ý a’zam hazretleri, ictihadda en yüksek dereceye ulaþtýðý halde, Cafer-i Sadýk hazretlerine talebe oldu. Daha sonra, talebe olduðu iki seneyi kastederek, (Ömrümün son iki senesi olmasaydý, Numan helak olurdu) buyurdu.
Hazret-i Ömer vefat edince, oðlu Abdullah hazretleri, (Ýlmin onda dokuzu öldü) buyurdu. Ýþitenlerin buna þaþýrdýklarýný görünce de, (Fýkýh bilgilerini deðil, ALLAH’ý tanýmak ilmini söyledim) buyurdu. (Buhari)
Muhammed Masum Faruki hazretleri de buyuruyor ki:
Tasavvuf marifetlerinin hepsi Resulullahtan gelmektedir. Bunlarýn isimleri sonradan konulmuþtur. Resulullahýn Peygamber olduðu bildirilmeden önce, kalble zikretmekte olduðunu muteber kitaplar yazmaktadýr. (2/59)


Peygamberin hürmetine demek caiz deðildir. (Et-Tevhid, s.70, Riyad)
Mýsýr’ýn en büyük tanrýlarý Ahmed El Bedevidir. Þam ehli de, Ýbni Arabî’ye taparlar. Hicaz ve Yemen halký arasýnda puta ve kabirlere tapmak küfrü yayýlmýþtýr. (Feth-ul Mecid, s.216–217) dediler:


Ahmed Bedevi, Resulullah efendimizin soyundadýr. Müslümanlarýn ziyaret edip feyz aldýðý türbesinde, Ýslamiyet’e uymayan hiçbir þey yapýlmýyor. (Mirat-ül-Medine, s.1049)
Muhyiddin-i Arabî hazretlerinin büyüklüðünü de, ancak onlar gibi yüksek olan Ýslam âlimleri anlamýþtýr. Ýmam-ý Rabbani hazretlerinin (Mektubat) kitabý, bu yüce Velinin övgüsüyle doludur. Abdülgani Nablüsi hazretleri de (Hadika) kitabýnda anlatmaktadýr.
Kabir ziyaretinde evliya ile tevessül etmeye þirk diyorlar. Bir hadis-i þerif meali þöyledir:
(Kabirdekiler olmasa, yeryüzündekiler yanardý.) [Deylemi]
Yine Peygamber efendimiz, (ALLAHümme innî es’elüke bihakkýssâilîne aleyke = Ya Rabbi, senden isteyip de, verdiðin kimselerin hatýrý için, senden istiyorum, diye dua ediniz) buyururdu. (Ýbni Mace)
Bir hadis-i þerif meali daha þöyledir:
(Âdem aleyhisselam dua edip dedi ki:
— Ya Rabbi! Muhammed aleyhisselam hakký için beni affet!
ALLAHü teâlâ da ona sordu:
— Ey Âdem, Onu daha yaratmadým, Onu nereden biliyorsun?
— Ya Rabbi! Beni yaratýnca, baþýmý kaldýrdým. Arþýn eteklerinde, La ilahe illALLAH Muhammedün resulullah yazýlmýþ olduðunu gördüm. Sen isminin yanýna, en çok sevdiðinin ismini yazarsýn. Bunu düþünerek Onu çok sevdiðini anladým.
— Ey Âdem, doðru söyledin. Mahlûklarýmýn içinde, en çok sevdiðim Odur. Onun için, seni affettim. O olmasaydý, seni yaratmazdým.) [Beyheki]


Þaban ayýnýn 15’ini namaz ve oruçla geçirmek haramdýr. (Et-Tevhid, s.101, Riyad)
Peygamberin mevlidini kutlayarak Yahudiliðe benziyorlar. (Et-Tevhid, s.115-116; Et-Tehziru min el bid'a, s.5, Riyad)
Dini geceleri kutlamak haramdýr. (Et-Tevhid, s.120, Riyad) diye iddia ettiler...


Kendileri Vehhabiliðin kuruluþunu her sene bir hafta boyunca kutluyorlar.
Peygamber efendimizin doðum gününü kutlamayý Yahudiliðe benzetmeleri çok çirkindir. Bizzat Peygamberimiz kendi doðum gününü kutlamýþtýr. Hadis-i þerifte, (Beni övmek ibadettir) buyuruluyor. Resulullahý övmek, bid’at deðil ibadettir. Mevlid kandilinde, Peygamber efendimizin doðum zamanlarýnda görülen halleri, mucizeleri okumak, dinlemek çok sevabdýr. Kendisi de anlatýrdý. Eshab-ý kiram da bir yere toplanýp, okurlar ve birbirlerine anlatýrlardý. (S. Ebediyye)
Resulullah pazartesi günü oruç tutardý. Sebebini sorduklarýnda, (Bugün dünyaya geldim. Þükür için oruç tutuyorum) buyurdu. (Hak Sözün Vesikalarý)
Ýslam âlimleri, mevlid gecesine çok önem vermiþlerdir. Hazret-i Mevlana, (Mevlid okunan yerden belalar gider) buyurmuþtur. Mevlid gecesi, Kadir gecesinden sonra en kýymetli gecedir. Hatta Mevlid gecesinin Kadir gecesinden de kýymetli olduðunu bildiren âlimler de vardýr.
El-mukni, el-miyar ve Tenvir-ül-kulub kitaplarýnda Mevlid gecesinin Kadir gecesinden kýymetli olduðu bildiriliyor. (Ed-dürer-ül-mesun)
Diðer bütün mübarek gün ve geceler de, hadis-i þerifle bildirilmiþtir. Birkaç örnek verelim:
(Herkese duyurun! Bugün bir þey yiyen, akþama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir þey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aþure günüdür.) [Buhari]
(Þabanýn 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece ALLAHü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rýzk isteyen yok mu, rýzk vereyim. Dertli yok mu, sýhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim.” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [Ýbni Mace]
(Þu beþ gecede yapýlan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramý ve Kurban bayramý gecesi.) [Ý. Asakir]


Hacý olsa da uzaktan Medine’ye Peygamberin kabrini ziyaret için gelmek haramdýr. (Et-Tahkik vel Ýzah li-Kesir min Mesail el-Hac vel-Umre vez-Ziyare, s.88, 89, 90)
derler:


Ýki hadis-i þerif meali þöyledir:
(Sadece beni ziyaret için gelen, kýyamette þefaatimi hak etmiþ olur.) [Müslim, Taberani]
(Vefatýmdan sonra beni ziyaret eden, hayatýmda ziyaret etmiþ gibidir.) [Beyheki]


Peygamberin kabri de olsa, kadýnlarýn kabir ziyareti büyük günahtýr. (Fetavel Mühimme, s.149–150, Riyad) derler:

Hayzlý kadýn bile kabir ziyareti yapabilir. Hayzlý veya cünübün, kabir ziyaret etmesinde, bir sakýnca yoktur. (Hindiyye)
Ýmam-ý Birgivi buyuruyor ki:
Resulullah, kabir ziyaret eden kadýnlara sonradan izin verdi. (Etfal-ül-müslimin)


Erkeðin sakalýný az da olsa kesmesi haramdýr. (Et-Tahkik vel Ýzah li-Kesir min Mesail el-Hac vel-Umre vez-Ziyare, s.16) derler.

Hâlbuki Vehhabiler kendileri sadece çenede sakal býrakýrlar.
Sakal âdete ait sünnetlerdendir. Kâfirlerden de sakallý olanlar var idi. Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi’nin rivayet ettiði (Sünnet olan on þeyden biri sakal býrakmaktýr) hadis-i þerifi sakalýn sünnet olduðunu açýkça bildirmektedir. (Redd-ül-muhtar)




Bana öyle bir resim çiz ki... Gözlerim açýkken deðil, kapatýnca göreyim!